Feyyum Portreleri

0 3.071

Feyyum bir diğer adıyla mumya portreler…

Roma döneminde Mısır’da üst sınıfa mensup insanların mumyalarının üstünde yer alan ahşap tahtalar üzerine yapılan boyalı portrelerdir” Günümüze kadar kalmış bu en eski yağlı boya portreleri Yeni Ahit’in Dört İncili yazılırken yapılmışlardır. Bu portreler Yunan ve Roma dünyası klasik döneminde gelişen panel boyama geleneğine aittirler.1615 yılında ilk kez İtalyan kâşif Pietro della Valle tarafından keşfedilmiştir. Mısır’ın birçok bölgesinde yer alan mumya mezarlarından çıkarılmış oldukları halde, büyük çoğunluğu Fayyum bölgesinde bulunduğu için bu ismi almışlardır. 

Peki, bu Feyyum portreleri bu kadar eski olmasına rağmen neden yeni yapılmış gibi duruyor? Asıl kendini merak ettiren soru da bu oluyor diyebiliriz. Bu sır onun melez yapısından geliyormuş. Çoğunlukla ıhlamur ağacına ya da pamuklu kumaş üzerine resmedilir, yüzler ise gerçek olan boyuttan biraz daha ufak yapılırmış. Ressamların fırça izlerini hala görebiliriz üzerlerinde. Feyyum ressamları portrelerini siyah zemin üzerine yapar koyu renkten açık renge doğru çalışırlarmış. Bu portrelerin bir diğer ilgi çekici noktası da Mısırlılara has bir cenaze ritüelinin kutsal nesneleri olmasıydı. Yani bizlere tarihi bir dönüşüm anından gelmişlerdir diyebiliriz. Antik Yunan feyyumlarına bakıldığında yüzlerinin tamamı ya da dörtte üçü görünürdür. Bu da bizlere vesikalık fotoğraf formatını hatırlatıyor. Aslında Feyyum portrelerinin yapılma amacı portresi yapılan kişinin öteki dünyadaki yolculuğunda kimlik belgesi olmasıdır. Feyyum mumya portrelerini benzersiz kılan birçok özellik vardır. Genel inanç, bu eserlerin kahramanlarının hayatında yapıldığı, bu yüzden hala hayatta iken evlerinin içinde sergilenmeleri muhtemeldir. Benzer şekilde, ölen kişinin mumyalarına katılmadan önce, uygun cenaze törenleri sırasında alay öğesi olarak kullanıldıklarına inanılmaktadır.

Dikkate alınması gereken bir başka ilginç özellik de zamanın yüksek bebek ölümlerini yansıtan, özellikle çocukların yüksek yüzdesini vurgulayarak, tasvir edilen insanların yaşıdır.

Bir çocuğa ait Fayyum portresi

Çoğunlukla, bu çocuklar olgunlaşmamış fiziksel görünümleri ve nazardan korumak için boynunda Altın bir Halka veya Tork ile ortaya çıkarlar. Gençler söz konusu olduğunda, klasik ikonografik geleneği takip ederek neredeyse her zaman üst dudakta gizli bir saçla buluruz.

Yaşlı bir kadın Fayyum portresi

 

Belki de, herhangi bir İkonografik ayrımın ötesinde, Feyyum ‘un tüm portreleri aynı işleve sahiptir: yaşayanlara değil, ölülere hitap etmek ve kahramanlarını, romenize bir dünyada ahirete geçişte kahramanlarından tamamen farklı bir şekilde yönlendirmek Mısır’ın önceki 3000 yıllık yerli tarihinde bildiklerini biraz daha farklılaştırmaktadır.

Şimdi biraz düşünelim… 

Ne bu portreleri sipariş edenler ne de onları yapan ressamlar, portrelerin gelecek kuşaklar tarafından görüleceğini hayal dahi edemezdi. Görünürde geleceği olmayan, gömülmeye mahkûm imgelerdi bunlar. O anı yaşayan bu iki kişi, ölüme hazırlık için işbirliği yapıyordu ve bu hazırlık sonsuz hayatı güvence altına alıyordu.

Ee ne demiş John Berger; resmi yapılmış yüzler hem kusurlu hem de o yüzün asıl sahibinden, eriyen balmumunu soluyarak ressamın atölyesinde oturmuş asıl kişiden daha değerli. Kusurlu, çünkü elde yapıldığı çok aşikâr. Daha değerli, çünkü resmi yapılan bakış, günün birinde kaybedeceğini bildiği hayata yoğunlaşmış tamamen. Öylece bize bakmayı sürdürüyor Feyyum portreleri, kendi yüzyılımızın kayıpları gibi.

Şevval FALAY

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.