Meyl-i Muhabbet

0 3.377

Evet, hepimiz mental olarak oldukça zorlu zamanlar geçiriyoruz ve de bizi kötü etkileyebilecek misliyle habere açıyoruz her sabah gözlerimizi, aksatıyoruz değerlerimizi, daha çok kanıksar oluyoruz, adeta benliğimize sağır oluyoruz. “Ama ne yapabiliriz ki koşullar buyken, nasıl sıyrılabiliriz bu karamsar süreçten, keyfimizden böyle değiliz ya!” diyoruz içten içe.

Peki gerçekten sadece süreç mi suçlu, işlerin bu noktaya varmasında sizce bizim hiç mi payımız yok? Maske, mesafe, hijyen diye kurallandırdığımız hayatlarımızda hislerimizi de maskelerimizin altına kapatıp, kalplerimizle de aramıza mesafe koyup aman ellerimiz kirlenmesin diye diye az biraz da biz ruhlarımızı kirletmedik mi sizce de?

Zaten hemen her mecrada umutsuzluğun empoze edildiği şu günlerde belki de bize düşen, geriye dönüp bakınca gördüğümüz bütün ”iyi ki”leri var gücümüzle sırtlanıp bugüne taşımaktır. Şimdi bütün o mutlulukları sahiplenmenin tam vakti. Mesela işe önce, “Nerde o eski bayramlar?” dediğimiz o eski bayramları şöyle bir hatırlayarak başlayalım. Çünkü aslında zaten o çocuklar olduğumuz o parıltılı günleri hiç mi hiç unutmamalıydık.

Barış Mançonun her dinleyeni kucaklayan o şefkatli sesiyle uyanılmış, kolonya kokulu sabahlardı ya bayramlar.  Küslüğün dargınlığın unutulduğu, uçtan uca donatılmış dost sofralarında derin derin sohbetler, herkesin giyinmek için sabahı zor ettiği fiyakalı kıyafetler, büyüklerinin ellerini öpüp ceplerini doldurmaya, ruhunu doyurmaya koşan çocuklar, çeşit çeşit şeker toplama seremonileri…

Zaten kendileri bayram şekerini andıran birbirinden tatlı miniklerin şeker bekleyen o küçücük sıcacık avuçlarını anımsamaya devam etmeli şimdi.

Hürmet, neşe, hatır demekti bayramlar. Şimdi anca evde dört duvar arasında, televizyon karşısında reklamlardan görebildiğimiz o samimi sahneleri ne çok özledik hepimiz… Buruk bir iç çekişle arkamıza yaslanıp yine o tarifsiz coşkuyu yaşayabileceğimiz gelecekleri düşlüyoruz.

Fakat eğer hiç unutmazsak pencereye kuşlar için ekmek ve su koyan o naif çocuklar olduğumuzu, Her daim hatırlasak yardımla ve sohbetle neşe bulan ve bilhassa da kederde bir arada olabilmeyi bilen o insanlar olduğumuzu, değerlerimizi en iyi şekilde yaşatarak bu kalın duvarları aşıp, güneşi kucakladığımızda o musmutlu bayram sabahlarına elbette tekrar uyanabiliriz.

Ve hep bir ağızdan mırıldanırız en güzel şarkımızı bütün pozitif duygularımızla, en sağlam umutlarımızla, ağız dolusu gülücüklerimizle,

“Bugün bayram erken kalkın çocuklar!..”

 

Ceng Adar ÇELİK

 

Yazının şarkısı: Billy Belmondo – Nostalgia

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.