Gelmemiş Gelecek

0 1.420

Hayalini kurduğumuz hayata sahip olabilecek miyiz? Hayalini kurduğumuz aşkı yaşayabilecek miyiz? Yaşayacaksak ne zaman? Olamayacaksak şu an yaptıklarımızın ne anlamı var? Ama ya olabileceksek?
Koca bir neslin bunları düşünüp durmaktan beyni çürüdü, ruhu soldu. Umutsuz ve mutsuz düzende bir şekilde hayatını kazanmaya, düzen kurmaya çalışan gençlik: cebinde bir bardak çay parası olmayan, ailesine yüzde yüz bağımlı. Her gün, bir gün daha ölen gençlik. Hiçbir sosyoloji ve psikolojinin çare olamayacağı, sorunları kuram ve teoremleri çoktan aşmış bir gençlik.

 Bir tümörümüz olsa adı gelecek kaygısı olurdu. Gelmemiş gelecek yüzünden 20 yaşında çıkan egzamalar, otuzunda beyazlayan saçlar ya da dahili ve harici daha birçok sıkıntı. Hem de henüz ortada olmayan bir şey için. Sana da lanet olsun gelecek kaygısı. Gencecik ömürleri, körpecik sevdaları çürüttün. Sayende geliştikçe ilkelleşen koca bir nesil yetişiyor.

Bir de çıkıp her gün soruyoruz ki: çocuklarımıza neler oluyor? Ben söyleyeyim: Saçları dökülüyor, mide spazmı geçiriyorlar durduk yere, bazıları lisede madde bağımlısı, bi kısmı hep ishal, bi kısmı hep kabız, kimisi aşırı kilolu kimisi aşırı zayıf, kimi uyku uyumuyor kimi uyanmıyor, bazıları var yavrum uykularından hoplayarak uyanıyorlar. Hiçbirinin ortası, normali yok. Korkuyorlar, durduk yere terliyorlar. Orta okulu bitirmiş, müfredattaki diksiyon ve hitabet dersi almış çocuklar kekeme. Sürekli hırçınlar. Dokun, ağlayacak gibiler. Küçük kadınlarımızın regl dönemleri kayıyor. Yahu bu yaşta altını ıslatan var. Bunların hepsi henüz 14-15 yaşındalar. Ebeveynler zaten ne yapacaklarını şaşırdı. İstiyorlar ki evlatları her dakika ders çalışsın. Çalış çalış, daha da çalış, sonra 7/24 kavga.

Sonuç, ayıpladığımız batılıların evlatları yirmisine gelmeden iki dil konuşabiliyorlar geziyorlar eğleniyorlar, bizim ülkemizde ise geliri en yüksek meslek psikologlar şu an. E kardeşim oynamayın çocuklarla, bozulmasın psikolojileri.

Beklentilerimizi azaltmamız gerek çocuklarımızdan, çünkü iyi bir üniversiteye gitmelerini geçelim birinin çıkıp kendini bir gökdelenin tepesinden atmamasına teşekkür etmemiz gerek. (Burada teşvik yok tespit var…)

Ülke, yegane gücü kavgaların olduğu bir yapı. Keşke şu olsaydı, mesela Bursa’da bir rüzgar tribünü olsaydı. En azından kaygı taşıyan gençler gün batımında ona karşı içeceklerini yudumlar, içleri rahatlardı.

Gençlerimizin üzerinde kendileri tarafından yapılan çok büyük baskı var. Kutsalınız her neyse onun adını veriyorum. Yalvarırım duyun seslerini.

                                                                                     Gamze Ç. Aktaş

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.