Sevda Şairi AHMED ARİF

0 3.912

Hasretin, umudun, halkın şairi Ahmed Arif’in suskunluğunun otuzuncu yılı…

Hiç ölmeyecekmiş gibi olan birinin ölümü olsa olsa suskunluk olurdu. Ahmed Arif bedenen aramızdan ayrılalı otuz yıl oldu, ancak şiirleriyle hayat vermeye devam ediyor. Prangalara ruh veren şair elbette ölmek ile tükenmeyecekti. Hasretini, umudunu oya gibi işlediği şiirleri adeta bir çeyiz gibi her aşığın sandığındaydı.

Okudukça sevilesi sözcükleri… Umudu en çok Ahmed Arif’in şiirinde hissettik. Baharın geldiğini dizelerinde anladık. Ahmed Arif’in delikanlı baharı yeri geldi Karanfil Sokağı’ndaki kışı oldu. Ertelenmiş vuslatını kaç bahar sonrasına sığdırdı da kalbinin kışını, sevdasını kar altında bıraktı. Mevsimler değişirken umudunun yerini ümit etmek aldı. Susmayı ve beklemeyi böyle böyle öğrendik dizelerinde… Şiirinin inceliğini, derinliğini kurşunun geçmediği gecelerde ve nicesinde gördük. “Gel artık, Hadi gel, N’olur gel, Etme gel” diyerek biraz ısrarcı, biraz yaralarını teslim eder gibi ama bir o kadar da âsi duruşunda aşkın körlüğünü, maşukasından gayrısına yokluğunu anlattı. 

 

“Gitmek,

Gözlerinde gitmek sürgüne,

Yatmak,

Gözlerinde yatmak zindanı.

Gözlerin hani?” 

(Ahmed Arif)

                                                       “gözleri oğlumun,,, gözleri,,, gözlerinde bulurdum

                                                       can tılsımımı,,, gözleri hani,,,”

                                                       (Leylâ Erbil)

 

Eksiği olmayan bütün hasretler sana… Bir Leylâsına olan hasretini, bir de vatanına olan bağlılığını haykırdı. Leylâsına olan sevdası terkedil(e)mezdi. Öyle ya, arka arkaya dört mektubuna bir mektup alabildi. “Aziz Leylâm, cânım Leylim, ruhum dediği uğruna prangalar eskittiği Leylâ,” Leylâ Erbil… Ahmed Arif o büyük aşkına karşılık bulamadı. Mektuplaşmalarında Leylâ Hanım tarafından dostluk sınırı çizildi. Sevda şairimizin mektuplarından anlaşıldığı üzere aşkından uzak olan Leylâsının dostluğunu kabullendiği görülüyor.

 

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.”

Yiğitlik, sen cehennem olsan da bile 

Fedayı kabul etmektir

Cennet yapabilmek için seni

Yoksul ve namuslu halka”

          

                                                                                      “Lo ben seni hapislerde sevmişim,

                                                                                      Ben seni sürgünlerde.

                                                                                      Yurdum benim şahdamarım…”

 

Gel gelelim vatan sevdasına… Mücadele içinde geçen ömrü her türlü işkenceyi görür. “Otuz Üç Kurşun” şiiri sebebiyle yargılanır. Tutuklandıktan sonra serbest bırakılır. Bir yıl sonrasında ise yeniden tutuklanacaktır. Halkını bu kadar sevmesiyle künyemizde cesur yürek işçisi, Anadolu şairi olarak kalır. Memleketine olan bağlılığını ise gerek yaşam öyküsünden, dizelerinden gerekse de verdiği mücadelesinde başkaldırısıyla, acısıyla, kendi vatanında hür olamamasıyla anlıyoruz.

 

“Ard-arda kaç zemheri,

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.

Dışarda gürül-gürül akan bir dünya…

Bir ben uyumadım,

Kaç leylim bahar,

Hasretinden prangalar eskittim.

Saçlarına kan gülleri takayım,

Bir o yana

Bir bu yana…”

 

Yaman şiir “Hasretinden Prangalar Eskittim”. Her okuyanın, her sevdalının kendi prangası, her hasrete prangalanmış ruhlar vardır. Şair sevdasını anlatabilmeyi dert edinmiştir, öyle ki “Bir kibrit çöpüne varana”, “İyi çocuklara, kahramanlara” ve “Namussuza, haldan bilmez kahpe yalana” kadar… Derdini, aşıkların kalbindeki çetrefilli acıyı zemheriden başka hangi kelime anlatabilirdi ki? Kara kışların ardındaki baharı bilmeden kaç aşık bunda ısrar eder? Bu yüzden hasretlerin şairidir ya Ahmed Arif… Divanesi olduğu Leylisinin yokluğu cehennemin öbür adıdır. Bağırılamayan, haykırılamayan sevisini yeteri kadar anlatacak lügat bulamayan her sevdalı burada kalır, bu hasrette, bu şiirde. 

   “Ve dışarda delikanlı bir bahar,

    Seviyorum seni,

    Çıldırasıya…”

 

Ahmed Arif, 2 Haziran 1991’de dünyaya gözlerini kapamıştır. Arif, özlemiyle, verdiği mücadelesiyle, kavgasıyla, sözcükleriyle, umuduyla, Leylâsına olan aşkıyla bu dünyadan dalıp gitmiştir. Biricik Leylâsı ise 2013’te yaşamını yitirmiştir. Ahmed Arif gözlerinden olmuştur. 

Ne kadar zemheri olursa olsun ardından gelecek baharın umuduyla yaşamayı senin dizelerinden öğrendik. Yokluğuyla cehennemi bir tuttuğun Leylâna kavuşman ümidiyle.

Hasret ile…

Ülkü CENGİZ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.