Umut Nedir ve Nasıl Bulunur? 

0 3.041

Bitmeyen bi şey söyle demişti ve ben de ona söyle demiştim: UMUTSUZLUĞUNDA BİLE UMUT ETMEYİ UMUT EDERSİN…

Umut bitmeyendir…

Umut gerçekten bitmeyen bi şey midir? O zaman umutsuzluğa düşüp hiçbir şey yapmak istemediğimiz, bıkkın, yorgun, üzgün olduğumuz, hayattan zevk almadığımız zamanlarda bu umut nereye gidiyor?

Dönem gençleri olarak çok zorlu olaylar yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Yangınlar, depremler, darbe girişimi, Covid ve daha ne yıkıcı nicesi. Ve eminim hepimizde travmatik etkiler bıraktı. Kendimden örnek vereyim Antalya – Manavgat’ta yaşıyorum ve tüm bölge yandı, İçimiz yandı ve çok derin yara bıraktı, aylarca kendimi toparlayamadım. Ekonomik sıkıntılar bunun diğer bi büyük örneği ve her kesimden insanı mutlaka etkiliyor. Maalesef ne yapmak istesek gençliğin ayağına ekonomi takılıyor ve zorlaştırıyor, engellemese bile. Sanki bi kaç yıl öncesi hayal kurmak daha kolaydı ve daha ucuzdu. Yurt dışı, yurt içi seyahatlerinin hayalleri kurmak, belki araba hayali kurmak, en ufak bi şey almak bile daha mı kolaydı acaba ben mi yanlış hatırlıyorum? 2012 mesela, dolar 1.4 iken ben her şeyin hayalini çok rahat kurduğumu ve kurduğum hayalleri de mutlaka hemen gerçekleştirdiğimi hatırlıyorum ve insanlara da deneyimsiz körpe halimle “imkânsız diye bi şey yok, hayalsiz insanlar var, hayal et ve elde et” dediğimi çok net hatırlıyorum. Buna gerçekten de inanıyordum da ve o zaman oluyordu da. Peki bu kadar kolay mı gerçekten? Üzgünüm ki bu durum zamanla değişti, artık evet o kadar kolay değil.  Diyeceksiniz ki hani umut bu satırların neresinde? Baştan söylemeliyim ki bu yazı sizin kadar benim için de umut arayışıma rehber olmasını istediğim bi yazı. Ve kolay deyip ne kendimi ne de başkasını kandıran kişisel gelişim kitapları gibi şeyler yazmayacağım. Çünkü hayat, hayal et bekle olur demiyor. Ama kesinlikle olmaz da demiyor, uğraşın alın diyor, kendinizi inandırıp; vazgeçişlere, boş verişlere, kendinize acımalara başlamayın. Eskiden daha kolaysa şimdi biraz daha zor ama imkânsız değil, bunu bi kabul edelim lütfen. Bu durumu da isteğimizin derecesini ölçen bi sistem olarak düşünelim ve eğer gerçekten istiyorsak daha çok çalışmamız gerektiğini kabullenelim. Bu büyük hayaller için geçerli değil tek. Kaliteli bi yaşam için, huzur, mutluluk, dinginlik için de düşünebiliriz. Çevremde gözlemliyorum, artık her şey çok pahalı diye ev-iş arasında mekik dokuyan insanlar var, boş vermişler yaşamıyorlar, bu kadar hayattan vazgeçmeyin lütfen. Bi düşünün acaba gerçekten hayat mı zor, yoksa siz mi kafanızda zorlaştırıyorsunuz? Bizi biraz da toplum bu hale itiyor bence. Kapitalizmin topluma mal ettiği şeyleri istediğiniz için eve kapanıyor olabilir misiniz? Dışarı çıkmak denince aklınıza ne geldiğini test etmekle hemen anlayabiliriz bunu. Kafeye gitmek, kafede oturmak ya da malum kahveciden kahve almak mı geliyor? Ya da çok para harcayarak yapılan piknikler, geziler falan mı? Beş yıldızlı otellerde, villalarda tatiller mi dinlendirir sizi sadece? Buna mı ihtiyacınız var? Evetse siz de kapitalizm hastalığına tutulmuşsunuz, tez zamanda tedavi olun lütfen. Bunlar yapılabilir evet ama bunlardan ibaret değil ki dışarı çıkmak; nefes almak, kafa dağıtmak. Çadırdaki tatil mesela muhteşem bi huzur, dinginliktir. Ya da köyünüzde bi dağ havası almak enerjinizi yenilemez mi? Dalından bi şeyler koparmak, bi şeyler yapmak köy havasında ya da kışlık hazırlamak üretmek insana çok iyi gelmez mi? Bi şeyler üretmek en doğalından ve sağlıklı şeyler insanı mutlu eder çünkü doğamızda var. Hafta içi ya da hafta sonu bi park, bi bahçe, bi yeşillik, orman, deniz kenarı, ırmak kenarına termosunu al ve git otur arkadaşlarınla sohbetler et ya da küçük bi piknik yapın. Ya da yalnızlığın dinginliğin tadını çıkar, çayını kahveni yudumlarken kendini dinle, kitap oku ya da alın bi ajanda içinden geçenleri yaz, ayaklarını toprağa bas ve tüm o şehrin insanların negatifliğini üstünden at toprağa. Yerine yepyeni umutlar, hayaller koyun ve bi hedef edinin. Ve o hedef için çabala, çalış ve elde et. Dışarı çıktığında tonlarca para harcayıp rahatlamadan eve dönmekten daha güzel bi alternatif değil mi? Hem dinginleşir verimli bi şeyler yapmış olur, hem huzur bulur enerjini yeniler hem de belki para biriktirebilirsin. Bize dayatılan ihtiyaç olarak gördüğümüz şeyleri bence bi sorgulamak gerekiyor. Onları gerçekten istemiyor muyuz yoksa toplumsal bi kabulleniş tüketim doyumsuzluğu dayatması için mi yapıyoruz? Ve bunların bize getiri ve götürüleri neler? Hayatın, ekonominin sizi hayallerinizden koparmasına; çevrenizin size dayatmalarına ve zor kavramına boyun eğmeyin. Bu dayatmalar sizin cebinizden, sağlığınızdan da götürüyor farkında mısınız? Çünkü yapınca rahatlamıyorsunuz, yapmazsanız da yapmak zorunda hissedip strese giriyorsunuz. Toplumda bu dayatmaları yapıp yer edinmeye çalışmayın, siz zaten bunları yapmadan da değerli birer bireysiniz. Bunun yerine kendi hayallerinizi gerçekleştirip daha mutlu bi birey olmayı tercih edin. Toplum olarak zora inandırılmışız ve bu kavram imkansızla özdeşleşmiş. En ufak bi hayalden bahsetsem bana sen çok hayalperestsin, hayal dünyasında yaşıyorsun, bu dünyada bunlar olmaz derlerdi, ki ben istediğim çoğu şeyi bu hayaller sayesinde yaptım çünkü onları dinlemedim. Ne tuhaf değil mi, hayalperest olmak nasıl kötü olabilir ki? Bi hayal insandan ne götürür? Bence umut olur, yaşamak için enerji olur, sabahları yataktan kalkmak için sebep olur, içindeki o tatlı heyecan olur, gerçekleşmese bile insanda bi umut olur ama asla kötü bi şey olmaz. O heyecan olmasa insanın yaşaması için bi sebep kalmaz, insan o yataktan kalkmak istemez; o heyecan umuttur işte, içinizde bii gün gerçekleşme umudu heyecanlandırır sizi. Hayallerinizin gerçekleşmesini istiyorsanız kimseyle paylaşmayın, sadece elde edene kadar uğraşın. O hayali kurabiliyorsanız gerçekleştirebilirsiniz de. Zor olsa da gerçekleştirin, “kolay, kıymetin düşmanıdır” demişler. “Ama gözünüzde büyütmeyin, ayrımı iyi yapın, gözünüzde büyüttüğümüz her şeyin gerçekleşme olasılığını küçültürsünüz” der Eddie Anter. Zor olursa daha çok zevk alır ve değerini bilirsiniz. Ama yılmayın, bu hayata bi kez geliyoruz, bii kez genç oluyoruz ve hayallerimizi yaşamak da hakkımız, sakın hakkınızdan vazgeçmeyin, umut edin.

Herkesin hayallerini yaşadığı bi hayat umuduyla…

Ceren KARAKAŞ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.