Kader ve Kabul: Yeni Bir Yol

0 1.311

Albert Camus’a göre hayat saçmalıklardan ibarettir. Hayatın anlamını aramak ancak zaman kaybıdır. ”Bir şeyler uğruna kendimizi feda ettik ve tekrar hayatın kuralsızlığı, adaletsizliğiyle karşı karşıya kaldık.”

Hayatın bir anlamı olmadığını düşünen ama intiharı ise kesinlikle reddeden Camus, hayatın bu absürtlükle dolu olaylar zincirine karşı üç seçim belirler; intihar, ümit etmek ve başkaldırı. Bu noktada ümit etmek insanı boş yanılgılara sürükleyebilir veya gerçeklikten uzak tutabilir. İntihar ise hiçbir sorunu çözmediği gibi kimseye de bir faydası vermemektedir. Geriye kalan son seçenek başkaldırı ise hayatın anlamsızlığı karşısında insana düşen nihai görevdir. Hayatta işlerin ters gittiği anlarda, hiç hesapta olmayan durumlarla karşılaştığımızda boyun eğmemek yaşamımıza veya kaderimize meydan okumak bir nevi başkaldırıda bulunmaktır. “İnsan, var olmak için başkaldırmak zorundadır” der Camus.
Günlük hayatımızda rutinlerimiz saçma gelebilir ve eylemlerimizde bir neden arayabiliriz ama yine de onları benimser ve önem veririz. Monoton bir hayat ve yılın neredeyse her günü aynı işler… Tüm bunların bilincinde olup yaşama devam etmek de bir başkaldırı değil midir aslında? Hayatın anlamsızlığına karşı son ana kadar direnmek. Gelin bu başkaldırı şeklini bir örnekle pekiştirelim.

Sisifos, Yunan Mitolojisinde gaddarlığı ve kibri yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılan bir kraldır. Yararsız ve umutsuz bir cezadan daha büyük bir ceza olamaz… Onun cezası yeraltı dünyasında kendisine verilen büyükçe bir kayayı sonsuza kadar bir tepenin en uç noktasına taşımaktır. Sisifos sonsuza kadar uğraşacak ama bir türlü hedefine ulaşamayacaktır. İnsan arzuları da böyledir hiç bitmez, her sonda bir başlangıcı vardır. Einstein’ın dediği gibi insan arzu ettiklerini gerçekleştirebilir ama arzu ettiği gibi arzu edemez. Peki ya sonsuza dek bir kayayı tepeye çıkarma uğraşı içinde olan bir hayat nasıl yaşanabilinir olur? Camus tüm bunların üzerine bir de Sisifos’u mutlu biri olarak tasavvur etmemizi ister. Hayatı mahvoldu, intihar ederek kurtulabilirdi ama o kaçmayacak kaderine karşı uğraşları boşa gitse de mücadelesine devam edecek. Tıpkı bizler gibi. Sisifos cezasını bitiremeyecektir ama her pes etmeyişinde mücadelesiyle, sabrıyla kendisiyle gurur duyacaktır.

Genel söylem itibari ile, insanlığa bahşedilen bir yazgı vardır; fakat bu sürece dahil olup birtakım seçimlerde bulunarak farklı yollar çizilebilir, kontrolün kendinde olduğunu unutmamak gerek. Bu durum elbette zaman alacak ya da kolaylıkla gerçekleşmeyecektir. En azından sonuca ulaşana kadar insan, yaşadıklarına ve hatta kendisine barışık kalmalıdır…

Eren ARSLAN

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.