Yeni Dünya Düzeni: “Endüstri 5.0”

0 4.026

Teknolojiye merakı olan, günümüz teknolojisini takip eden ve anlamaya çalışan birçok insanın “Endüstri 4.0” kavramını bir yerlerden duymuş olması kuvvetle muhtemel. Bizler henüz Endüstri 4.0 devriminin insanlığa sağladığı kolaylıkları ve gelecekteki olumlu-olumsuz etkilerini anlamlandırmaya çalışırken, yeni dünya düzeni olarak da adlandırabileceğimiz bir kavramla daha karşı karşıyayız; Endüstri 5.0 diğer adıyla Toplum 5.0. Endüstri 5.0’ın ne olduğuna başlamadan önce teknolojinin tarihsel sürecinden kısaca bahsetmek gerekiyor.

Endüstri 1.0: 1780’li yıllarda insan zekâsı, su ve buhar gücü ile çalışan makineleri icat etti ve ilk makinelerin fişinin takılması endüstride bir çığ gibi büyüyecek yeni inovasyonların başlangıcı oldu. Endüstri 2.0: Elektriğin keşfi ve yaygınlaşması ile elektrikli makineler üretimde yerini alarak daha geniş kapasiteli üretim yapabilen fabrikaların ortaya çıkmasını sağladı. Endüstri 3.0: 1980’li yıllarda dijital ve elektronik aletlerin hayatımıza girmesiyle bilişim teknolojileri her geçen gün gelişti. Endüstri 4.0: İnsan ırkının tarihsel süreçteki gelişimi Endüstri 4.0 kavramıyla başka bir boyut kazandı. 4. Sanayi Devrimi olarak da isimlendirilen Endüstri 4.0 ilk olarak 2011 yılında Almanya’da düzenlenen bir teknoloji fuarında dile getirildiğinde günümüz teknolojisi insan yaşamının bir daha asla eskisi gibi olmayacağı yeni bir döneme girmeye hazırdı.

Endüstri 4.0, 10 yıl önce hayatımıza üretimde başı çeken Çin politikalarına karşın, Almanya’nın başlattığı bir proje daha doğrusu bir hedef olarak girmiştir. Bu hedef ise Yeni Nesil Yazılım ve Donanım, yani bugünün klâsik donanımlarından farklı olarak düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak bir o kadar da yüksek güvenilirlikte ve verimle çalışan donanımlar ve bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından tutumlu olması amacıyla üretimde insan gücünün azaltılarak yerini yapay zekâ algoritmaları ile kodlanmış robotlara bırakma hedefidir. Daha anlaşılır bir ifade ile daha az enerji, daha fazla iş; yani daha az emek daha fazla ekmek…

Bu yeni teknoloji devrimi ile birlikte yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti ve tamamen yapay zekâ sistemleri ile oluşturulmuş, üretim sürecinde birbirleriyle etkileşim ve haberleşme içerisinde olan bunun yanında kendi kararlarını kendisi verebilen yeni nesil robotlarla donatılmış akıllı fabrikalar henüz istenen seviyede ilerleme kaydedememiş de olsa hayatımıza girmeye başladı.

 

       Endüstri 5.0 (Toplum 5.0) Nedir, Yapay Zekâ Bize Üstün Gelecek mi?

Endüstri 4.0’ın getirdiği yenilikler ve gelecekteki etkileri göz önüne alındığında, bu yeni teknoloji devriminin insanlığa fayda sağlamasından ziyade toplumu yıkıma götüreceği konusunda hiç de azımsanmayacak bir kitle şimdiden hemfikir. Diğer yandan yapay zekânın kontrolden çıkması konusunda endişelerini dile getirenler arasında yüzyılımızın deha bilim insanı Stephen Hawking ve son zamanlarda ana akım ve sosyal medyada sıklıkla bahsedilen teknoloji öncüleri Elon Musk ve Steve Wozniak gibi ünlü isimlerde mevcut. Stephen Hawking yapay zekânın getirdiği fırsatların farkında olsa da tehditlerine karşı da uyarılarda bulunuyordu. Hawking’e göre bugüne kadar geliştirilen basit yapay zekâlar çok kullanışlıydı. Kendisinin de insanlarla konuşmasını sağlayan bir yapay zekâ uygulamasıydı. Fakat Hawking zeki robotların gelişmiş formlarının insanlardan üstün hâle gelebileceğini düşünüyor. Hawking’e göre insanlığı dünyadan silecek olaylardan kaçmak mümkün değil. Bu olaylar arasında göktaşı çarpması gibi kozmik olayların yanı sıra yapay zekâ, iklim değişikliği, genetiği değiştirilmiş virüsler veya nükleer savaş gibi olaylar da olabilir. 2014’te BBC’ye konuşan Hawking “yapay zekânın tam olarak gelişmesi insanlığın sonunu getirebilir.” demişti. Gelin hep birlikte Stephen Hawking’in yapay zekâ konusundaki endişelerine bir göz atalım;

 

“Eğer bilgisayarlar her 18 ayda bir hızlarını ve hafıza kapasitelerini iki katına çıkardıklarını söyleyen Moore Yasasına bağlı kalmaya çalışırsa yüz yıl içerisinde insandan daha akıllı olmaları oldukça muhtemeldir. Yapay zekâ, insanlardan yapay zekâ tasarlamak konusunda daha iyi hale gelir ve böylece insan yardımı olmadan kendini gitgide geliştirirse nihayetinde makinelerin, insan aklının salyangoz aklını aşmasından daha fazla şekilde, bizleri akıl konusunda geçtiği bir sonuçla karşılaşabiliriz. Bu gerçekleştiğinde bilgisayarların amaçlarının bizlerinkiyle aynı doğrultuda olduğundan emin olmamız gerekiyor. Fazlasıyla akıllı makineler düşüncesini, bilimkurgu olarak nitelendirip göz ardı etmek cezbedici görünse de bunu yapmak bir hata olarak kalmayıp, belki de bugüne kadar ki yaptığımız en büyük hata olabilir. Yapay zekânın büyük potansiyelinden ötürü bir yandan onun ortaya çıkaracağı olası tehlikelerden sakınırken diğer yandan ondan nasıl yararlanacağımızı araştırmak oldukça önemli. Zira yapay zekâ tasarlama konusundaki başarı, insanlık tarihindeki en büyük olay olacaktır. Buradaki endişe yapay zekânın ipleri eline alması ve kendisini sürekli artan bir hızda geliştirmesi olacaktır. Bununla birlikte yapay zekâ gelecekte kendine ait ve bizlerinkiyle çelişen bir irade ve amaç da geliştirebilir.”

Endüstri 5.0 ise tam da bu endişelerin giderilmesi kapsamında; insan-makine iş birliği sağlanması ile Süper Akıllı Toplum hedefine ulaşılması, insan zekâsının bilişsel yetenekler de kazandırılmış bilgisayarlarla uyum içinde çalışması ve kişiye özel, özgün üretim yapabilmeleri için makineleri eğitmek üzere 2017 yılında dünyanın en kapsamlı teknoloji fuarlarından biri olarak anılan CeBIT fuarında Society 5.0 yani Toplum 5.0 felsefesi olarak tanıtıldı. Bu felsefe, toplum için insansız teknolojilerin tasarlanması ve teknolojinin bir tehdit değil, bir yardımcı araç olarak algılanması ilkelerini benimsemektedir.

Endüstri 5.0 gelecekte belirtildiği ilkeler üzerine hayatımıza girdiği takdirde insanoğlunun dünyadaki serüveninin bambaşka bir boyuta taşınacağı açıktır. Çok da uzak olmayan bir gelecekte süper akıllı toplum hedefine ulaşamamış toplumların hiçe sayılmasının hatta yok olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu bilerek şunu aklımızdan asla çıkarmamamız gerekir: “Hayatta kalan, türlerin en güçlüsünden ziyade değişime en çok adapte olabilenidir.”

 

KAYNAKÇA:

nexusintegra.io/industry-5-0-the-new-revolution/

Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar, Stephen Hawking

lightguidesys.com/what-is-industry-5-0-the-next-manufacturing-revolution/

ufuktarhan.com/makale/endustri-40-ve-endustri-50-arasindaki-fark-nedir

incitas.com.tr/bilgi-merkezi/blog/endustri-50-nedir

 

Furkan KILIÇASLAN

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.