1960’lar: Kendi Dinamiğinde, Dünya Gölgesinde Türkiye

Türkiye’de Sosyal, Kültürel ve Politik Hayatın Serüveni Yazı Dizisi 

0 1.220

1960’lar 27 Mayıs darbesinin etkisi altında başlamış, içerden ve dışardan gelen etkilerin yoğunlukla günlük hayatı etkilediği “değişim” yıllarıdır. Aslında değişimin her dönem var olduğu anlayışı ile değişim yerine değişimin yoğunluğundaki “değişimden” bahsetmek daha doğru olacaktır. Bu yoğunluğun sebebini anlamlandırabilmek için ise dünyaya bakmak gerekir. 1960’lı yıllara gelmeden evvel dünya nükleer bombayı tanımış ve tehdidi (İkinci dünya savaşı ile bilikte) hissetmiştir. 60’lı yıllara gelindiğinde ise barışçı hareketler söz konusu olmuştur. Dünya savaşlarının can almadığı yılların yaşanıyor olması 1960’larda genç sayısının artışına neden olmuştur. Siyasal bağlamda dönemi etkileyen hadise ise Amerika’nın Vietnam’a olan saldırısıdır. Genç nüfus dünyanın gündeminde olan Vietnam’ın uğradığı haksız saldırılara tepki göstermiştir. Genellikle öğrenciler bu saldırılara tepki vermiş ve ülkelerine kendi dinamikleri doğrultusunda değişimler yaşatmıştır. Fransa, İtalya, Almanya, Finlandiya, Norveç, İngiltere, Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde boykotlar, öğrenci ayaklanmaları ve yürüyüşler gibi hareketlerle kendini gösteren özgürlük talepleri söz konusu olmuştur. Türkiye’de kendi yapısına uygun olarak Vietnam Savaşı’na yönelik tepki göstermiştir. Gençlerin hareketliliği bu dönemde etkili olmuştur. Önceki yıllarda yerleşen bir anlayış olarak -Türkiye’nin Kore Savaşı için asker göndermesi ve ardından NATO üyeliği doğrultusunda değerlendirilebilecek- Amerikan sempatisi değişime uğramıştır. Amerika’ya “kardeş” gözü ile bakan anlayış bu yıllarda yerini “Yanke Go Home” gibi söylemlere bırakmıştır. Yani siyasal bağlamda dünyadaki değişimler ve olaylar Türkiye’yi de etkisi altına almıştır. Türkiye’de de ortaya çıkan bu eğilim 1960’lı yılların siyaset, ekonomi, eğitim, edebiyat, tiyatro ve müzik gibi pek çok alanına da yansımıştır. Bu değişimlerin temel çıkış noktasında Türkiye’nin Batı dünyasından etkilenmesi ve aynı zamanda kendini Batıya uyarlama çabası vardır. Aslında aynı zamanda Türkiye’de Batının Türkiye’yi sömürdüğü ve ötekileştirdiği anlayışı da mevcuttur. Bununla beraber kapitalleşen dünyaya karşı bir başkaldırı ve aynı zamanda Batı ile beraber gösterilen işçi-öğrenci hareketleri de söz konusudur.

Siyaset alanında değişim darbenin kendisi ile söz konusu olmuştur. Yapılan yeni anayasa iki kanatlı bir meclis ile kabul edilmiş ve özgürlükler getiren bir yazılı metin olmuştur. Öyle özgürlükler ki; anayasa şiirlere, şarkılara, türkülere konu olmuştur. 27 Mayıs darbe günü bayramlaştırılmıştır. Sonradan ülkeye “bol geldi” değerlendirilmesi yapılsa da toplumun politika tarafından özgürleştirilmesi amacı ile doğan bir anayasadan bahsetmek mümkündür.

Ekonomik alanda yurtiçi teşvikleri arttırılmış ve ithal ikameci politikalar uygulanmıştır. Hatta bu bahsedilen on yılın ikinci yarısında milli gelirde artış söz konusu olmuştur. Ekonomik olarak tüketim artışlarında değinilmesi gereken bir nokta ise dış göçlerin yarattığı “Alamancı” kesiminin zor şartlar altında çalıştıktan sonra Türkiye’ye geldiğinde tüketim coşkusu göstermesidir.

Eğitim ise o dönemde kalkınmanın bir aracı olarak varlığını sürdüren bir alandır. Herkesin hakkı olması gerekirken kalkınma aracı olması geri kalmışlık ve yoksulluk sonucu oluşan eğitimin araçsal rolünü göstermektedir. Bu durum kapitalizmin hızlı gelişmesi dinamiği ile açıklanabilir.

Edebiyat alanı ise kökeni Osmanlı modernleşmesine dayanan din ile tam manası ile yapılamamış hesaplaşmayı, Batı karşıtlığını, göç sonucu olan şehirleşme ile de derinleşen kapitalist mücadeleleri ve birey olmanın zorluklarını içermektedir. Yani dönemin edebiyatı üç yönü ile genellenirse bir yönüyle kapitalizm ile hesaplaşma içerisinde gerçekçi bir görüntü sergilemektedir. Diğer yönü Muhafazakâr/Milliyetçi/İslamcıdır. Üçüncü yönü ise şehirleşen yaşantıların neden olduğu yalnız bireyler bakımından varoluşçu niteliktedir. Dönemin dergileri de edebiyatın toplumsal ve politik konularla ilgilendiğini kanıtlayan yayımlar yapmaktadır. Yani o dönem edebiyat siyasetle ilişkili olan politik bir alan olarak görünmektedir. Aynı şekilde politik olarak kendini gösteren bir diğer alan dönemin tiyatrosudur. Halkı bilinçlendirme amacı ile yapılmaktadır. O dönem Orhan Kemal ve Aziz Nesin gibi isimlerin oyunları ile tiyatroya olan ilgi -özellikle üniversite gençleri tarafından- artmıştır.

Müzik alanında ise Anadolu pop furyası söz konusudur. Böylece halkçı ideoloji pop müzikle örtüşmektedir. Bu türde dünya vatandaşı olmanın ve ülke vatandaşı olmanın her ikisi de ön plandadır. Yani basit bir Batı kopyacılığı değildir. Türkiye’nin kendi dinamiklerinin yoğun etkisinin olduğu ve üniversite eğitimi almış kentli müzisyenlerin biçim verdiği bir tür olarak değerlendirilebilir.

Dünyadan etkilenmenin yol açtığı öğrenci hareketleri, devrimin etkisi ile pek çok alanda görülen değişim-dönüşümler ve hatta devrimin kendisinin Türkiye için anlamlandırılması, Amerika algısının değişimi, toplumsal olan pek çok alanda politik tercihlerin açıkça gözlemlenebilmesi… Kısacası 1960’ları edebiyattan müziğe, tiyatrodan eğitime kadar pek çok alanda değerlendirebilmek için politik zeminden hareketle anlamlandırma gerekmektedir. Söz konusu anlamlandırmayı yaparken de duruma yalnız Türkiye penceresinden değil, dünya penceresinden de bakabilmek ve yine Türkiye’nin içerideki değerlerini de hesaba katmak gerekmektedir.

Kaynakça:

Nadire Mater, Sokak Güzeldir, (İstanbul: Metis Yayınları, 2009), 289-341.

Çimen Günay-Erkol, “Altmışlı Yıllarda Edebiyat: Kaliban’ın Öfkesi”, Mete Kaan Kaynar (der.), Türkiye’nin 1960’lı Yılları, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2017), 909-932.

Mehmet Ö. Alkan, “Altmışlı Yıllarda Günlük Hayatın Siyaseti”, Mete Kaan Kaynar (der.), Türkiye’nin 1960’lı Yılları, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2017), 933-986.

Murat Meriç, “İki Darbe Arasında Müzikli Curcuna: Cazdan Saza, 60’lı Yıllarda Müzik”, Mete Kaan Kaynar (der.), Türkiye’nin 1960’lı Yılları, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2017), 987-1016.

Murat Belge, Türkiye Dünyanın Neresinde, (İstanbul: İletişim Yayınları, 1992) (1968 bölümü) 55-84.

Orhan Kahyaoğlu, “Türkiye’de Pop Müziğin Oluşumu ve Tüketim İdeolojisi 1960-1970” Defter, 22, Sonbahar 1994, 57-71.

Ayça Nur DURSUN

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.