Hayatımızın Tuğlaları

0 2.628

Bazen size de oluyor mu?

Ne mi?…

 

Bazı insanlar düşünmeden durabildiklerini söyler. Çok merak ediyorum insan düşünmezse ne yapar? Bi insan gerçekten düşünmeden yaşayabilir mi? İlginç değil mi, yoksa bir bana mı ilginç geliyor.  Ama bazen kıskanıyorum da… Ben de yapabilmeyi çok isterdim…

Sanıyorum ki; düşünmeden geçirebildiğim vakit yok. Öyle zamanlar oluyor ki uykuya dalabilmek için kendimle konuşurken buluyorum kendimi. Ama varamıyorum bir yere. Şayet varıyorsam da inanın farkında dahi olmuyorum, ama mutlaka duvarlara çarpıyorum…

 

Sabahlara kadar kendimle konuştuğum konuyu biraz da sizinle konuşayım, olur mu? : )

 

Bazen dünyanın tam ortasında kendimi tek başına hissediyorum. Koca bir kalabalıkta herkesin sesi duyuluyor da, ben konuşmaya başlayınca arada uçuşup gidiyor sanki sesim. Sanki hiç duyulmadı sesim bu zamana kadar.

Hayatımda herkes ne zaman zor güne düşse bana hep ulaşır. Saatler boyu hatta inanır mısınız günler boyu dinlediğim insanlar oldu benim. Yanlış yansıtmak istemem şikayetçi değilim, hayıflanmıyorum da sadece ben herkese bu kadar varken neden sesimi duyurmak istediğim zaman hep kendim dinliyorum kendimi. Şu an da olduğu gibi…

Kendime sınırlar çizen bir insan oldum hep, evet.. Bu yüzden yapmam gereken her şeyi kimseye minnet duymadan yapmaya çalıştım, ama iyi ama kötü.

İnsanları dinlemek bazen keyif veriyor. Ama hayıflandıkları şeyleri duydukça da komik geliyor. Ben hiç o kadar şımarık olamadım hayata karşı. Bazen sorgularım bunu. “Neden bu hayat bana biraz da olsa şımarmayı hak görmedi” diye…

Bazılarımız öyle duvarlar örüyoruz ki kendimize, kendimiz dahi aşamıyoruz. Hani bizler hep her şeyin üstesinden kendimiz geleceğiz ya, ağlasak bile başka omuz aramayız ya kendimiz kendimize hep yeteriz ya.. Öyle sağlam duvarlar. Ne haddine ne başkasının ne de kendimizin bunu aşabilmesi değil mi?

Bazen bu kadar dibe batmamızın sebeplerinden biri herkesin her şeyi bizim gibi düşünmesini istememiz. Kaçırdığımız nokta şu ki hepimizin kendi içinde bambaşka dünyaları, bambaşka yetişme şartları, bambaşka hayat dersleri alması. Sonuçta herkes geçtiği yollardan kendilerine bazı doğrular belirleyip, o doğrularla kendi kimliklerini oluşturup hayatın akışına bir şekilde dahil oldular. Biz de o kişilerden biriyiz.

Biliyorum, bazen insanlardan yoruluyorsunuz. Herkes yorulur insanlardan. Bazen yorgunluklarınız tahammülünüzü oldukça düşürür. Önemli olan bu yorgunlukları nasıl idare edebildiğiniz. Ne kadar sabırlı, ne kadar sağlam altından kalktığınız, kalkabildiğiniz.

Madem sağlam duvarlar örmeye kararlıyız, bu tuğlaların eksik kalmasını istemeyiz değil mi?

Öncelikle herkese rağmen içinizdeki iyi yanınızı bırakmayın. Duvarlar ördük de mahkeme duvarı mı sanki canım? 😊

Herkesin içinde yaşattığı bi çocuk olduğuna inanırım. O, bizim masumluğumuz gibi gelir hep bana. Her şeye rağmen o çocuğu yaşatın. Yaşatırsanız eğer duruluğunuz hep sizinle kalır.

Kendi doğrularınız dik başlılığınız olmasın. Arasında o kadar ince bir çizgi var ki biraz fazlası o duvarları üzerinize yıkabilir.

Duvarlarınızı yıktırmamak adına önyargılı olmayın. “Kesin zaten bu da…” gibi cümleleri hayatınızdan ve tabi en önemlisi aklınızdan çıkarın.  Önyargınızı bir kenara bırakırken empati duygunuzu geliştirmeye çalışırsın. Bu duvarlar sadece size yok. Hangi duvara toslayacağınızı bazen tahmin dahi edemezsiniz.

 

Son olarak da ruhunuzu dinlendirmeyi öğrenin. Buna ihtiyacınız var. Bedeninizin dinlenebilmesi için nasıl uyumak önemliyse, ruhunuzun da dinlendiği bir yer vardır muhakkak. O yerin önemini ancak keşfettiğiniz de anlarsınız…

 

Kimse sizinle aynı olmadığı gibi, siz de kimseyle aynı değilsiniz. Her insan kendi içinde bir mucize.

Her daim kendinize, içinizdeki çocuğa ve çevrenize bir mucize olmanız dileğiyle satırlarımı noktalamak isterim…

                                                                                                                                                         Büşra HELVACI

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.