İçselleştirilmiş Kapitalizm: Bu Düzen Neyin Nesi?

0 4.429

Bir çoğunuz kapitalizm denilince  aşağı yukarı üç beş kelime ile “kapitalizm” kavramını çok da rahat açıklayabilir. Peki hayatımızın nerdeyse birçok alanına girmiş bu kavram bizi nasıl yönlendiriyor? Bunu hiç düşündünüz mü?

Kapitalizmin kısa bir tanımını yapacak olursak “Üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kâr amacıyla işletilmesine dayanan bir ekonomik sistemdir” diyebiliriz. Ancak biz bugün bu klasik tanımları bir kenara iteceğiz. Odağımızda daha yeni nesil, daha ilginç bir kavram var: İçselleştirilmiş kapitalizm!

İçselleştirilmiş kapitalizm nedir?

Bildiğimiz üzere kapitalizm kar odaklı, ekonomi üzerine şekillenen bir kavramdır. İçselleştirilmiş kapitalizm ise; insanların kapitalizmin ilkelerini kendi içinde nereye koydukları ve nasıl anlamdırdıklarıdır. En basit haliyle kişinin çalıştığı işi direkt olarak kendi değeriyle ilişkilendirilmesidir..

Biraz daha açacak olursak; bireyin sermayeye hizmet etmesi ve bu hizmet karşılığında bireye dönen sermayenin daha düşük yani yetersiz olması durumunda bireyin hep dahası için çaba sarf etmesi durumudur.

İnsanın iş faaliyeti “insanın emeğidir, üretimidir.” Üretim sürecindeki birey hem kendisini yenilemek için gerekli değeri hem de iş faaliyeti sonucu ürettiği nesne ve kendisinin bu işten aldığı verime bakar.

İnsan emeği sadece toplumsal olarak kendisinin yaşamını sürdürebilmek için gerekli olan kısımdır. Toplumun insanın üzerine bıraktığı daha verimli, daha üretken olma bilinci bireyin kendini içselleştirişmiş kapitalizmin içinde bulma olayıdır.

Peki kişiyi bu durum nasıl etkiler?

Konuyu ele alırken de söylediğim gibi kişinin yaptığı işi kendi değeri ile ilişkilendirilmesidir. Birey farkında olmadan kaygılarıyla yaşamaya başlar ve bir süre sonra bu iç dünyalarındaki bir mekanikleşmeye döner.

Kendini kontrol etmeye ve koşullandırmaya alışmıştır. Kafasında gün içinde tonlarca hesaplama yapar. Bugün işte verimsiz miydim? Daha fazla üretken olabilirdim. Neden olamadım? Bugün dinlenmeyi hak etmedim çünkü yeterince verimli ve üretken değildim gibi gibi…

Peki sizce dinlenmek bir ödül müdür? Bu hak edilmesi gereken bir şey midir?

Bana kalırsa hayır, dinlenmek bir ödül değil, bir ihtiyaçtır. Bugünü yeterince verimli geçirememiş olmak, günü stres altında ve yorgun bir şekilde daha çok verimsizliğe sürüklemektense, yeni güne daha verimli olmaya hazırlık yapmayı yeğlerim.

Birey anda kalamaz. Bir işi yaparken aklında sürekli bir yerlere yetişmesi gerektiğini düşünür. Yani bir iş yaparken bile aklında on işi birden halletmeye çalışır ve bu durum verimsiz olduğunu hissettir. Peki anı kaybetmeye değer mi? Bana kalırsa planlar asla bitmez, bitmemeli…

Yapılması gerekeni yapamamış olmak insanı germeli mi? Değerimizi ne kadar verimli olduğumuz mu belirler?

Hiçbir konuda değerimizi üretkenliğimiz belirlemez. Bu konuda anlaşalım… Mekanikleşmiş robotlar değiliz sonuç olarak…

Aslına bakarsanız sürekli mükemmeli hedeflemek, olmayan bir şeyi kovalamak gibidir. Ve bu kovalamaca da yorgun düşen maalesef ki sizler olursunuz.

Bu sıraladıklarım, bana kalırsa insanın kendini zehirlemesidir. Bu düşüncelerden boğulmamasına imkân dahi veremem.

Bir çok insanın hayatı kendini geliştirmek adı altında kendi hayatıyla yarış içinde başlar. Bugün bunu yapmazsam, iyi bir gün olmayacak gibi kalıpların içinde bulurlar kendilerini.

Küçüklüğümüzden beri farkında olmadan bu düzenin içine bırakılmış çocuklarız her birimiz. Daha okula başlarken hayatımızı planlayan ailelere sahiptik. Okuldan çıkınca hangi kursa gideceğimiz, kurstan sonra yapılacak ödevler, testler ve saymadığım birçok şey bizler için planlıydı.

Geçtiğimiz bu süreçler hep daha fazlasını yapmamız gerektiğini düşündürdü bize. Özellikle sosyal medyanın da aktif kullanımı ile insanlar “bugün bunu yaptım, bunda başarılıyım, bunu yapmadan günümü tamamlamam” gibi kalıplara kendilerini ve karşısındaki kitleyi hep daha iyi olma algısını benimsediler.

Kim bilir ne zamandır koşuşturuyorsunuz. Okula koştur, sınavlara koştur, daha iyi ol, daha çok sahip ol, hep daha, daha daha …

Hayat bir yarıştır evet, ama hep dahasını isterken nefes almayı unutmamalısınız.  Yorulup dinlendiğinizde kimse sizi ayıplamayacaktır. Kendinize daha iyi davranın çünkü sizin kendinize ihtiyacınız var. Unutmayın ki siz kendinizin düşmanı değilsiniz .

Bu hangi düzenin nesi? Bu düzen neyin nesi?

                                                                                                                                                       Büşra HELVACI

 

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.