Ruhunuz Kaç Yaşında?

0 2.182

Ruhunuzu gençleştirmek ister misiniz?

Ruhun yaşlanmasını durdurmak sağlıklı ve huzurlu yaşlanmanın önemli bir parçası. Ruhumuzu çocuklar gibi şen hissettiğimiz gibi bazen yaşlanmış bitmiş de hissedebiliyoruz. Bazen 18 yaşında da yaşlı hisseden gençler varken, bazı insanlar 80 yaşında çocuklar kadar şen, bedenine direnerek dans pistinin en hareketlisi olmayı da sağlayabilir. Yani önemli olan ruhun “ihtiyarlamasını” önlemek. Peki sizin ruhunuz kaç yaşında?

Yaşanan tecrübeler her ne kadar ruhu olgunlaştırsa da bunların ruhunuzu yaşlandırmasını engellemek sadece olgunlaşarak ders çıkarıp ruhu korumak mümkün ve bu durum olaylara bakış açısını değiştirerek kişilik yapısıyla, sosyal ilişkiler ve kişilerin ruh sağlığını koruma ile olabilir. Türkiye’de bu mümkün değil diye içinizden geçirdiğinizi hissedebiliyorum. Kesinlikle ekonomide, toplumda, çevremizde bizi etkileyecek o kadar fazla etken var ki ruhumuzu yaşlandırmak için sıra bekleyen, bunlara sonuna kadar katılıyorum ve aklınızdan geçen her şeyi bende her gün sonuna kadar yaşıyor ve hissediyorum. Ve beni de çok etkileyip ruhumu yaşlandırdığı, ağır bir şekilde yıprattığı dönemler oluyor. Ama bunların bizi etkilemesini engellemek mümkünmüş, yeni yeni idrak ediyorum: Beni yıpratmasına kesinlikle ben izin vermişim ve bakış açımı, sınırlarımı ve odak noktamı değiştirdiğimde ruhumun sönen o ateşinin tekrardan yandığını, eski cıvıl cıvıl halime dönmeye başladığımı fark ettim. Her olayı kafamızda büyütüp negatif etkilenmek yerine “bundan ne çıkarabilirim, beni üzmesinin temelinde ne var, ve bunu nasıl çözebilirim?” diyen kaç kişi var aramızda? Hepimiz insanız elbette etkileniyoruz ülkemizde, çevremizde hatta dünyada olan her olaydan. Ben de çok etkilendim Polyanna değilim elbette. Satırlara dökülmek BİLE içimden gelmiyordu, çünkü insan mutlu değilse, umutsuzsa yazamıyor. Yazmak tamamen ilham, umut ve iç huzurla, hayallerle ilgiliymiş, üstüne üstlük insan inanmadığı, hissetmediği bir şeyi aktaramıyormuş samimice.. Ama odak noktamı iç huzuruma döndürüp gerçekten sadece kendi ruhumun isteklerine, ihtiyaçlarına odaklanınca fark ettim ki benim ruhum heyecanla, huzurum dinginlikle, umudum neşeyle yaşayabiliyormuş sadece. O çocuksu ruhum olmazsa ben yaşayan bir ölüden farksız oluyormuşum. İnsanların beni eleştirdiği, büyü artık dedikleri benim özümmüş ve bunu öldüren de yine sadece kendimmişim. Ben çocuklar kadar şen olursam, sıra dışı olursam mutluymuşum Kİ ben mutluluğu hak ediyorum. Kim hak etmiyor Kİ? Siz de mutluluğu hak ediyorsunuz! Bunu başkaları vasıtasıyla kendinize yapmayın, bırakın ruhunuzu sizi yönlendirsin. Bırakın nasıl mutlu olacağınızı ruhunuz size söylesin. İnsanlar mı üzüyor, sınırlarınızı yeniden oluşturun. Negatif odaklı mısınız? Pozitif yanlarını yazın, heyecan duyacak bir şeyiniz mi yok, eskiden ne heyecanlandırırdı sizi onları hatırlayın ve onları yapın. İnsan heyecan duymuyorsa, içi kıpır kıpır etmiyorsa o ruh sönmüştür; onu harlandırın. Her ruhun bir ateşi var, onu söndürmelerine izin vermeyin. Herkes sıradan ya da normal olmak zorunda değil. Sıra dışı olmaktan korkmayın. Siz değerlisiniz ve sizi siz yapan ruhunuzdaki ateştir. O sizi genç tutar. Sizi gençleştirecek gerçekten güzel bir hayat yaşamanızı sağlayacak, yaşadığınızı hissettirecek tek şey o ateştir…

Yakın ruhunuza engelleri…

Ceren KARAKAŞ

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.