Sanat ve İnsan

2022

0 3.354

İnsan duygusal bir varlıktır ve sanat; duyguların, düşüncelerin dışa vurumudur. İnsan
sanatla ne kadar çok ilgilenirse duygusal olarak kendisini o kadar çok rahatlatabilir. Sanat
aynı zamanda bir terapi yöntemidir. Sanatın insanı her zaman dinlendiren ve rahatlatan bir
tarafı vardır. Birçok insanın sanatla uğraşmasının sebebi huzur ve rahatlama ihtiyacıdır. Aynı
zamanda, sanat insanı robotlaşmaktan kurtarır. Günümüz teknolojisinde her şey artık elimizin
altında bizim yerimize bir şeyler yapıp üretilebiliyor. İnsanlar yaratıcılıktan ve insani
özelliklerinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı ama insanlar resim yaparken, enstrüman
çalarken hem yaratıcı zekalarını kullanıyorlar hem de somut şeyler elde ediyorlar. Aslında
sanat: sanattır.
Bazen de sanat bir kaçış yoludur. Gerçek dünyanın telaşesinden, paniğinden en kolay
ve rahat kurtulabileceğimiz yer kendi hayal dünyamız. Bu hayal dünyasını bir şekilde somut
hale sanat ile getirebiliriz, bu da insanı en azından bir süreliğine de olsa gerçek dünyayla
bağını koparabilir ve rahatlatabilir. Sanat, aynı zamanda insanı yalnızlıktan kurtaran bir
araçtır, bize arkadaşlık eder. Sanatın en önemli noktası ise beyin içinden geçenleri hiçbir
kısıtlama olmadan dışa vurmasını sağlamasıdır. Bu yüzden sanat, özgürlüktür. Aynı şekilde
sanatın bir dalı ile ilgilenmek günlük koşuşturma içerisinde bize nefes aldırır, bizi anda tutar,
rahatlatır, dinlendirir, huzur verir, motivasyonumuzu arttırır. Sanatın psikolojik faydası
yanında zihinsel açıdan gelişimimize de katkısı vardır. Sanat, insanın çevresiyle etkileşim
içinde olmasını, etrafında olan bitene daha duyarlı olmasını, özgür düşünebilmesini ve kendini
özgürce ifade etmesini sağlar. Güzele ulaşmanın en etkinli yolu sanattır. Sanat yaşamı
güzelleştirir, insana ve çevresine değer katar. Yapılan araştırmalara göre, sanatın bireylerin
sağlığı ve refahını geliştirmede önemli bir yeri var (Mastandrea, Fagioli & Biasi, 2019).
Sanatla ilgili olan yaygın bir efsane, sanatın hayatta kalmak için temel bir ihtiyaç olmadığı,
aksine bir lüks olduğudur. Fakat bu düşüncenin aksine, sanatın sağlık, hayatın anlamı ve
yaşam doyumu için gerekli olan temel bir insan ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz (Serlin,
2007). Üretme, iletişim kurma, duyguları aktarma ve sembolize etme ihtiyacı temel insan
ihtiyaçlarıdır. İnsanın ince, nahif, değerlere sahip bireyler olması, duyarlı olması için ruhunun
sağlıklı olması gerekir. Sanat ruhları tedavi eder ve inceltir, narinleştirir, yontar ve çevresine
farklı gözlerle bakmasını sağlar, anlayışını ve empatiyi artırır. Böylece anlayışlı bireyler
anlayışlı toplumları oluşturur. Bir milletin en önemli temsil unsurlarından biri sanata nasıl bir

bakışla yaklaştığıdır, sanatın o millet için ne ifade ettiği bir milletin yapısı için en önemli
çözümleme araçlarından biridir.
Ülkemize gelirsek; sanatın parayla satın aldığı bir deneyim, alıp evine götürdüğü bir
obje veya akıllı telefonuna kaydettiği bir görüntüden oluşan bir yanı maalesef. Yani sanatla
ilişkisi çoğunlukla ekonomiktir. Parasını vermek ve sosyal hayatını daha renkli bir hale
getirmek için sanatı aracı olarak kullanmak ister. Sanat bir yan daldır, bir hobidir. Amaç değil,
daima araçtır. Sanat neden gelişmiyor derseniz; sanat eğitimi almanın gerçek bir eğitim almak
yerine geçmediği algısı. Çünkü bir eğitim ve bu eğitim sonucunda kazanılan meslek size para
kazandırmalı. Ama ülkemiz koşullarında sanatın size hayatta kalmak için ihtiyacınız olan
maddi kazancı sağlamama ihtimali çok yüksek. Bu sebeple sanatçı olmak bizim
toplumunuzda bir iş değil, bir hobi. Sanatçı ise iş sahibi bir insan değil. Bir hayalperest…
Tabi, bir de ekonomik ve kültürel boyutu var. Ekonomik boyutunda insanların bu etkinliklere
ulaşma imkânı yok ve çalışmaktan hiçbir şeye vakitleri kalmıyor ve bu insanlar
televizyonlarda izledikleri ile yetinmek zorunda kalıyorlar. Kültürel boyut ise eskiden
toplumumuzda çok önem arz eden sanat maalesef etkisini yitirmiş, o incelik toplumunun
muhteşem güzelliği de bununla birlikte yok olmuş maalesef. Bu bakımdan, çoğu kez eski
sanat eserlerimizi inceledikçe insanın ruhunda sadece tatlılık değil bir sızı da oluşuyor.
Bu yüzden. Peki bu durum bizden neler götürüyor? Toplum daha anlayışsız şiddete
eğilimli her şeye öfkelenen herkesin ben merkezci egolarını savaştırdığı empatiden yoksun
değerlerden uzak ahlaki kuralların artık azaldığı bir yer haline gelmekte maalesef. Bunun
sebebi ruhların inceliğini kaybetmesi ve tedaviye ihtiyaç duymasıdır. Sanat; bu yüzden en
büyük zaruriyettir, hayat damarıdır…
Kaynakça:
Mastandrea, S., Fagioli, S., & Biasi, V. (2019). Art and Psychological Well-Being:
Linking the Brain to the Aesthetic Emotion. Frontiers in Psychology
Serlin, I.A. (Gen. Ed.). (2007) Whole Person Healthcare. Westport, Conn: Praeger

CEREN KARAKAŞ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.