Belki Kadar Kesin, Keşke Kadar İmkânsız

0 4.366

Bir kere geldiğimiz bu dünyada en mutlu anınızı sorsam bana ne cevap verebilirsiniz?
En mutlu olduğunuz anı hazırlıyor musunuz? Ya da böyle bi anınız var mı zihninizde?

(Boşluk…)

Hayatımızı bazen bir boşluk etrafında şekillendiriyoruz. Bir boşluğun etrafı ne kadar
doludur sizce? Ne kadarını istediğimiz gibi şekillendirmişizdir? Bakın, doğru demiyorum.
Bana kalırsa bize öğretilen doğrularla kendi doğrularımız arasında ciddi farklar var. Doğrunun
tek olabileceğini düşünenlerden değilim, aksine hangi noktadan bakıldığına göre değişeceğini
düşünüyorum.

(Doğru…)

Kendine has birçok aile yapısı var geçmişten bugüne. İçine doğduğumuz aileyi bizler
seçemiyoruz. Nelerle karşılaşacağımızı bilmeden gözümü bir dünyaya açıyoruz. Bu dünyada
kendi içlerinde bambaşka dünyaları olan anne ve babamızla tanışıyoruz. Kendi içlerinde
başardıkları dünyayı bir kenara bırakıp yine kendi muhatap oldukları dünyayla bizlere yine bir
dünya sunmaya başlıyorlar. İşte doğrularımız ve onların doğruları tam da bu noktada
ayrışmaya başlıyor. Bunu fark edebildiğiniz sürece belkileriniz ve keşkeleriniz azalmaya
başlıyor. “Nereden biliyorsun” diye sorgulayın istiyorum. Ben de sizler gibi bir kere geldim
çünkü bu dünyaya 🙂

(Ben, sen, o ve eğer…)

Evet sorgulayın istiyorum. Sorgularken “manyak” olmadan tabii… Arada ince bir
çizgi var; gerektiği kadarını…

İnsan kendini dinlemeyi, anlamayı öğrendiği zaman hayata daha net ve sağlam adımlar
atabilir. Adımlarınızın doğruluğundan ziyada netliği ve sağlam oluşu önemlidir. Attığınız
adım yanlış dahi olsa keşke kadar imkânsız olmayacaktır, belki kadar da kesin…

Bazen bazı kararları almakta güçlük çekiyorum. İşte o zaman sanki bir çıkmaz sokağın
tam ortasında hissediyorum. Geriye dönmek istemeyecek kadar cesur, sokağın sonuna
gidemeyecek kadar korkak. Tam orada zihnimin içinde küçücük kalıyorum. Hayatım
belkilerle mi, keşkelerle mi dolmalı… Ya da “iyi ki”ler?

Her koşulda olmasa da, elimden gelen her koşulda kendi doğrumun peşinden gitmeyi
yeğlerim. Düşüncelerim bana ait, hislerim, yanlışlarım, adımlarım… Onları değiştirirsem ne
kalır bende geriye?

Kendinizi topluma kabul ettirmek için kendi normlarınızdan vazgeçmeyin. Bırakın
konuşsunlar. Mükemmel de olsanız kusur aramayacaklar mı sanıyorsunuz? Nerede duydunuz
“amasız” cümleleri de bu kadar hayatınızı yıpratıyorsunuz? Bu kadar mutsuzluk neden? Bir
kere yaşamak. Bir kere gerçekten nefes almak…

Geride yaşanmamış bi hayatı yaşamış gibi bırakmaktansa, her şeyiyle size ait olan bi
yaşanmışlığı neden bırakmayasınız ki?

Her şeye yetişmeye çalışırken siz yarım kalmışsanız eğer, ortada yaşanmamış bi hayat
vardır. Kendinize hak gördüğünü buysa eğer…

Hayat nefesle ölüm arasında ve bir kere. Seçtiğimiz yollar, kabullendiğimiz doğrular
belkiler kadar kesin, keşkeler kadar da imkânsız…

Hayatınızın “iyi ki”lerle dolu olması umudu ile…

Büşra HELVACI

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.