İlmî Koku

0 4.801

 

Koku nedir? İnsanlar üzerindeki etkileri nelerdir?

Koku insanlık için çok önemlidir. Tıpkı diğer duyularımız gibi eksikliğinde hayatımızın bir bölümü kopmuş, uzaklara gitmiş gibi olur.

Koku’nun diğer duyularımızdan biyolojik bir farkı da vardır; koku beynimizde sinirler aracılığıyla gelince, ilk önce duyusal kısma giderek oradan analitik bölüme gelir. Oysa diğer bütün duyular, duraksız olarak analitik kısma yani herhangi bir nesnenin kokusunu algılayabilmek için o nesneden yayılan koku moleküllerin burnumuza ulaşması gerekmektedir.

Parfüm alacağımız zaman birden çok parfümün kokusuna bakarız ve koku yoğunluğundan dolayı burnumuz dörtten fazla olan kokuları artık algılamamaya başlar. Bu yüzden kahve koklarız ama bu yanlış bir algıdır. Kahve koklamak yerine temiz bir hava almak daha sağlıklı seçimler yaptırır.

Kokular insanlar üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler uyandırır. Aromaterapi koku üzerinde etkili olan bir tedavi yöntemidir. Kokuların öğrenme, hatıra gibi etkileri de oldukça fazladır. Duygusal hatıraları çağrıştırabilen kokular insanlarda kötü etkilerde yaratabilirler.

Peki koku ilmi nasıl kullanırdı?

Bizler kokunun dahi bize batıdan geldiğini düşünürüz. Oysaki Fransızlar kokuyu (parfümü) pis kokuların üstünü örtmek için bir çözüm niteliğinde kullanmışlardır bunu özellikle düğün zamanlarında yapmışlardır. Ancak İslam tarihinde ve Osmanlı medeniyetinde bu durum bambaşkadır. Hz. Peygamberin ten kokusunun gül kokusu olduğuna inanılması güle olan muhabbeti yanında getirmiştir. Yeni yapılan ya da yeni onarılan camiler ibadete açılmadan önce gül suyuyla yıkanmasına kadar varmaktadır.

Osmanlı’da güzel kokunun sakinleştireceğine de inanmışlardır. Örneğin yabancı elçilerin padişahın huzuruna çıkarılıp çıkarılmayacağını bilmeyerek bazen aylar süren bir bekleme sonucunda kabul edilmeden önce elçilerin ellerine gül suyu serpilmesi elçilerin sözle değil gelen gül suyu ile o gün padişahın huzuruna kabul olunacağı mesajını alırdı.

Osmanlı’da gül dışında, misk ve amber de çok rağbet gören kokular olmuşlardır. Koku merakı; sadece güzellik, sağlık ve temizlikle sınırlı kalmamıştır. Hattatların Kur’an-ı Kerim’i kopyalarken kullandıkları mürekkebin, misk ve amberle karıştırıldığı el yazmalarında bugün bile fark edilmektedir.

Fatih Sultan Mehmet’in güçlü otoritesine ve liderlik vasıflarına uygun kokular kullandığı bilinmekteydi. Paçuli, sedir ve sandal ağacı, tarçın, kehribar, gül, menekşe ve frezya Fatih’in kullandığı kokular arasındaydı.

Yavuz Sultan Selim’in kullandığı koku misk, kehribar, vanilya, kakaodan oluşuyordu. Kehribar gücü temsil ederken Yavuz’un sert görüşünün zıttı olarak sakinliği temsil eden kakao ve vanilya gibi kokular kullandığı da bilinmekteydi.

Kanuni Sultan Süleyman ise amberin, sandal ağacı, misk ve vanilyadan oluşan bir koku kullanırdı.

Osmanlı sosyal hayatında buhurun önemli bir yeri vardı. Buhur sözcüğü “tütsü” anlamına gelmektedir. Yakıldığı zaman güzel koku veya kokulu duman çıkaran bitki anlamı taşımaktadır. Öyle ki sarayın güzel koku ihtiyacını karşılamak için görevlendirilmiş özel bir grup vardı: “Cemaat-i buhurciyan-ı hassa” adı verilen görevliler, sarayda kullanılmak üzere dumanı hoş koku veren bitkisel karışımları üretirlerdi.

Yapılan araştırmalara göre Osmanlı’da koku konusunun bir devlet politikası dahi olduğu hatta Topkapı Sarayı’nda bir koku arşivi oluşturulduğu ve bu arşivin Fransa’da Luvre Müzesi’nde yer aldığını belirtilmektedir.

 

Kaynakça:

Osmanlı’da Koku İlmi, osmanlipazar.com

Osmanlı İmparatorluğunda Parfüm Sanatı, Miskcilik, labmedya.com

 

Hanife AŞKAR

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.