ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLER GÜNÜ

0 4.809

 

“Öldürülen Gazeteciler Günü” kabul edilen Serbesti Gazetesi Çalışanı Hasan Fehmi Bey’in öldürüldüğü tarihin üzerinden çok zaman geçti. Başyazarı olduğu Serbesti Gazetesi’ndeki yazılarında İttihat ve terakki yönetimine muhalifliğiyle bilinen ve bu durumdan dolayı sıkça zamanın gündeminde kalan, aldığı tehdit yazılarına rağmen yönetimi sert bir dille eleştirmeye devam eden Hasan Fehmi Bey, 6 Nisan 1909 gecesi Galata Köprüsünde öldürülmüştür. Saldırganın üzerinde subay pelerini olduğu söylenmekteydi ancak köprünün her iki ucunda karakollar olmasına rağmen saldırgan yakalanamamıştı. Muhalefet bu olaya büyük tepki gösterdi ve cinayeti İttihat ve Terakki’ye mal etmekten çekinmedi. İttihat ve Terakki de bu suçlamaya yeterince karşı çıkmayarak cinayeti üstlenmiş oldular. Tabi yıllar sonra cinayetin İttihatçılar tarafından işlendiği net olarak anlaşılacaktır. Aynı zamanda Hasan Fehmi’nin öldürülmesi, 31 Mart Ayaklanmasının yakın nedeni olarak da görülebilir. Çünkü Hasan Fehmi’nin cenazesi büyük bir kitle gösterisi halini almıştır ve cenazeden beş gün sonra da, 13 Nisan 1909 günü ayaklanma çıkmıştır. Cinayeti bir türlü aydınlatılamamıştır ve Türkiye’de ilk basın şehidi olarak tarihe geçmiştir.

Hasan Fehmi düşüncelerini hiç bir etki altında kalmadan yazıp, gazetede yayınladığı için ve bunu yapmaktan asla vazgeçmeyip mesleğine olan saygısını yitirmemek adına inandıkları değerler doğrultusunda devam ettiği için katledilmiştir. O günden bu yana aralarında Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı ve Hrant Dink’in de bulunduğu pek çok basın emekçisi faili meçhul cinayetlere kurban edilmiştir. Ne yazık ki bu faili meçhul cinayetler gündemde gerektiği kadar yer almamıştır. Birçok gazeteci de böylesi suikastlara kurban gitmiştir.

 

Düşünceyi ifade etme özgürlüğü özellikle de basın özgürlüğü, özgürlükçü çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Ne yazık ki ülkemizde müdahalelerin diğer ülkelere göre daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Tek bizim ülkemizle sınırlı kalmadığı gibi hala birçok ülkede gazeteciler öldürülmekte, tehdit edilmekte, fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Gazetecilik mesleğinin zor olduğunu kabul etmekle birlikte, doğru ve tarafsız gazeteciliğin halkın şeffaf sesi olacağını da unutmamak gerekir.

Gazeteciliğin önündeki tek tehdit bu özgürlüğün sınırlandırılması değil, gazeteciliğin kalbinde yer alan haberin sansüre maruz kalarak özgün çizgisinden koparılmasıdır, yani tüm var oluş amacını kaybetmesidir.  James W. Carey’nin söylediği gibi, demokrasi gazeteciliğe ihtiyaç duymanın ötesinde; gazetecilik ile aynı şey ise, bugünlerde hem gazeteciliğin hem de demokrasinin başının büyük bir dertte olduğunu görmek bizi şaşırtmamalı. Demokrasiyi ancak gazeteciliği kurtararak ayakta tutabiliriz – ki tam tersi de geçerli.

Unutulmamalıdır ki, basın kanunları ve özgürlüğü bir ülkede fikre verilen özgürlüğün değerini tartan en hassas terazilerdir. Bunun sınırlandırılması fikirlerin serbestçe açıklanmasını olanaksız hale getirmektedir. Fikirlerimizi dile getirirken öldürülmediğimiz, baskıya maruz kalmadığımız ve her zaman özgürce söyleyebildiğimiz zamanlar bizlerle olsun.

 

 

Kaynaklar:

gazeteduvar.com

tarihibakis.com

sivilsayfalar.org

 

                          Şevval FALAY

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.