Kanlı Kontes: Elizabeth Bathory

0 7.424

Kanlı Kontes olarak bilinen Elizabeth Bathory, en ünlü kadın seri katiller listesinde en üst sıralarda yer almaktadır. Macaristan’nın en köklü ve zengin ailelerinden birinde, 7 Ağustos 1560 yılında doğmuştur. Ani öfke nöbetleriyle boğuştuğu bir çocuk geçirmiştir. Uzmanlar şu anda Elizabeth’in epilepsi nöbetleri geçirdiğini ve genetik bir bozukluk geçirdiğini düşünüyor.

Tramvatik Çocukluğu

Bu dönem onun fazlasıyla içine kapanmasına neden oldu. Oldukça çekingen bir çocuk olmasına rağmen Almanca, Latince ve Yunanca dillerini iyi derecede bilen bir Protestan olarak yetiştirildi. Entelektüel birikime sahip bir çocuktu.

Elizabeth, henüz daha 12 yaşındayken bir köylüden hamile kaldı ve çocuğu uzaktaki bir aileye evlatlık verdiler. Aslında Bathory Ailesi’ni incelediğimizde Elizabeth’in yaşadığı birçok psikolojik problemin altında ailesinin yattığını görmek güç değil.  Halası bir cadıydı ve çılgın partiler düzenlerdi. Amcası şeytana tapıyordu ve erkek kardeşi ise sapıktı. Ayrıca Elizabeth’in bakıcısının da kara büyüyle uğraşan ve ayinlerinde küçük çocukları kurban eden biri olduğunuda göz önüne alırsak, sorunlu biri olmasının nedenleri kendini belli ediyor.

1575 yılında Elizabeth 15 yaşındayken, 25 yaşındaki kont Ferencz Nasdasdy ile evlendi. Evlilikten sonra Csetjhe Kalesi’ne yerleştiler. Evli oldukları 25 yıl içerisinde, kocası savaşa gittiği için yalnız kalan Elizabeth’in hayatı gittikçe sıkıcı bir hal almaya başlamıştı. Zamanını öldürmek için saatlerce ayna karşısında kendi güzelliğine bakıyor, kıyafetleriyle ilgileniyor, başka erkeklerle birlikte oluyor ve sado-mazoşist lezbiyen partileri düzenliyordu.

20 yaşında kölelere işkence etmeye ve gün geçtikçe bu eylemden zevk almaya başladı. İçinde yatan sadist canavar gün geçtikçe daha çok büyüyordu ve onu doyurmak için Elizabeth her şeyi yapacak hale gelmişti. Hatta kontun karısı için bir işkence odası yaptırdığı söylentisi hala günümüzde de dolaşmaktadır.

Kocası da karısı kadar sağlıksız bir zihniyete sahipti fakat, Elizabeth’in içindeki yatan canavarı dizginlediği kontun ölümünden sonra fark ediliyor. Çünkü kontun ölümünün ardından Elizabeth artık Kanlı Kontes olma yolunda emin adımlarla yürümeye başlıyor.

Kanlı Banyo

40 yaşındaki Elizabeth, yaşlanıp güzelliğini kaybedeceğini anlamaya başlamıştı ve bu durumu kafasına çok takıyordu. Kanlı Kontes’in saçını tarayan hizmetkarı yanlışlıkla saçını çekince, Elizabeth ona çok sert bir tokat atar ve hizmetkarın yüzünden düşen kan damlası eline gelir. Elizabeth Bathory, eline dökülen bu kan ile kızın gençliğini ve güzelliğini aldığını düşünür. Daha sonra hemen uşağına emir vererek kızı soydurur ve vücudundaki tüm kanı bir küvete doldurtur ve onun kanıyla banyo yapar. Bu olay Elizabeth’in içinde yatan dürtülerin ayaklanmasına neden olur ve bu onun için sadece bir başlangıçtır.

Elizabeth, genç kızların kanlarını içerek güzelleştiğine inanırdı. Onun döneminde Avrupa’da kıtlık vardı. Kadınlar yeterli besinleri alamıyor ve regl dönemleri sayesinde oldukça kan kaybediyorlardı. Demir eksikliğinden dolayı daha solgun ve bitkin görünüyorlardı. Fakat Elizabeth için durum pek öyle değildi. Elizabeth içtiği kanlar sayesinde daha parlak saçlara ve daha diri bir cilde sahipti. Bu durum kendini daha güçlü hissetmesini sağlıyordu.

Bundan sonraki 10 yıl içerisinde Elizabeth Bathory’nin yardımcıları ona birçok güzel kız getirirler. Elizabeth, bir süre sonra büyücülüğe de merak salar ve Dorotha Szentes (Darko) adlı gerçek bir büyücüden büyü ile ilgili bilgiler almaya başlar. Bunun üzerine Darko, Elizabeth’in sağ kolu olur. Bunun dışında eski hemşiresi Jloona Joo, erkek uşağı Johannes Ujvary ve Anna Darvula adlı hizmetçi kız da ona yardım etmiştir.

Bu dönemde 612 tane bakire kızı kaçırıp onlara bir kafesin içinde işkence etti ve kafesten akan kanları ile duş aldı. Ancak sadece bununla sınırlı kalmadı. Bazı kurbanlarını yakıyor ve büyük bir keyif alarak izliyordu. Bunun yanı sıra kurbanlarının cinsel organlarını ve etlerini ısırıyordu. Elizabeth için bunlar yetersizdi ve yeni şeyler denemeye başladı. Artık Cetjhe kalesi tüm kötülüklerin merkeziydi.  Yeni işkence yöntemleri geliştirdi. Mesela kızları tamamen bal ile kaplayıp onları böceklerin ve arıların önüne atıyordu. Bir başka işkence yöntemi ise esir aldığı kızları çıplak olarak 0 derecenin altında soğukta, buz gibi suyla, donarak ölene kadar yıkıyordu. Elizabeth’in bu gaddarlığı yıllarca devam etti. Artık normal köle kızlarının güzellik katmadığına inanmaya ve daha soylu ailelerden köleler almaya başladı. Cesetleri kalenin koridorları altında yakıyorlar ya da ormana atıyorlardı.

Yakalanışı

Çevre köylerde Elizabeth konuşulmaya başlanır. Dedikodular büyür ve Macaristan imparatoruna kadar gider. Bunun üzerine imparator emir verir ve Elizabeth’in kuzeni olan Başbakan kont Cuyorgy Thurzo’ya kaleye baskın düzenler. Hepsi kaledeki korkunç görüntüden şaşkına dönmüşlerdir. Kalenin altında yaklaşık 50 ölü kızın cesedi bulunur. Kale basıldıktan sonra Elizabeth’in yardımcıları da cezalandırılır. Parmakları kesilerek ateşe atılırlar ve kazığa bağlanarak yakılırlar.

Elizabeth ise idam edildiği taktir de ailesinin adını lekelememesi için idam edilmedi. Onun yerine kendi kalesinde sadece 4 duvardan oluşan bir odaya hapis edildi. Bu oda da yemek verilmesi ve hava alabilmesi için bir delik bulunmaktaydı. Elizabeth o odanın içinde güneşten ve yaşamdan uzak 3 yıl yaşamına devam etti. 21 Ağustos 1614 yılında 54 yaşındayken öldü. Elizabeth’in ölü bedenini dışarı taşıyan hizmetliler, onu günışığında görünce şaşkınlık ve korku içinde kaldılar. Çünkü ceset fazlasıyla farklı ve korkunç görünüyordu. Bu durum onlara Elizabeth’in şeytana dönüştüğünü düşündürdü. Ancak daha sonra yapılan araştırmalar, bedenindeki değişimlerin ölüm nedeni olan frengiden dolayı gerçekleştiğini ortaya çıkardı.

 

Kaynakça:

onedio.com

listelist.com

                                                                                                                                                                  Ebrar KAHVECİ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.