Filistin: Masumların Üzerine Basmak

0 3.324

Bugün, tüm dünyanın görmezden geldiği, tarihin en acımasız katliamlarını yaşayan Filistin halkı ile bu katliamı yapan İsrail hükümetinin tarihi süreçlerini irdeleyelim.

Filistin; Orta Doğunun kalbinde Akdeniz’e kıyısı olan bir Arap devletidir. Konumu ve topraklarında Kudüs’ün de yer alması ülkeyi daha da önemli hale getirmektedir. Kudüs, üç semai din (Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık) için önemlidir.

Filistin topraklarında İsrail Devletinin kurulması yaklaşık elli yıllık bir serüveni içermektedir. 1897’de I. Siyonist Kongre ile Dünya Siyonist Teşkilâtı kurulmuştur. Kongre ile 1897’ye kadar Yahudilerin, Filistin’de toplanması ve Yahudi devleti kurulması sadece bir fikir iken, 1897’de devlet kurma hedef haline getirilmiştir. 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin Kuruluş Deklarasyonu, Theodor Herzl 1897’de I. Siyonist Kongrede ilan edilmiştir. Öte yandan I. Dünya Savaşı sırasında 1917’de İngiliz Hükümeti tarafından yayınlanan Balfour Deklarasyonu, Filistin’de “Yahudi halkı için ulusal bir yuva” kurulması konusunda önemli bir gelişme olmuştur. Birinci Dünya Savaşının ardından İngilizler tarafından işgal edilen eski Osmanlı toprağı Filistin’de tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Bölgede, Araplar ve Yahudiler arasında çatışmalar ortaya çıkmıştır.

  1. Dünya Savaşının hemen ardından ise 14 Mayıs 1948’de Filistin topraklarında İsrail Devletinin kurulduğu ilân edilmiş ancak Filistinliler ve diğer Arap devletlerinin bu durumu kabul etmemiştir. Taraflar arasında başlayan savaş İsrail’in üstünlüğüyle sona ermiştir. ABD ise Orta Doğuda bir Yahudi devletinin bulunmasının kendisinin Orta Doğu politikaları için sağlam bir dayanak oluşturacağı düşüncesiyle o günden itibaren İsrail’e açık destek vermiştir.

İsrail devletinin kurulmasıyla başlayan Arap-İsrail savaşını büyük ölçüde gerçekleşen diğer savaşlar izlemiştir:

-1948 Arap-İsrail Savaşı

-1956 Arap-İsrail Savaşı (Süveyş krizi)

-1967 Arap-İsrail Savaşı (Altı gün savaşı)

Her çatışmadan kazanımla çıkan İsrail, barış yanlısı olmaktan daha çok Filistin topraklarını kendi bünyesine katmak için çabalamış ve bugün gelinen noktada Batı Şeria ve Gazze’deki Filistin yönetimi dışındaki tüm topraklara hükmetmektedir. İsrail’in Filistinli Arapların bulunduğu bölgeye yönelik genişlemesi her defasında Filistin halkı için zulüm ve gözyaşını beraberinde getirmiştir.

İki ayrı bölgeden oluşan Filistin toprakları Batı Şeria (Doğu Kudüs dahil) ve Gazze Şeridi’ni içermektedir. Bu sınırlar, genellikle “1967 sınırları” olarak anılır. 1967 sınırları temelinde taraflar arasında yapılan barış görüşmeleri sonuçsuz kalmış ve bu sefer İsrail’in Gazze şeridine yönelik yoğun saldırıları başlamıştır. Bir diğer ifadeyle, 2000li yılların ilk çeyreği Hamas kontrolü altındaki Gazze Şeridine yönelik İsrail’in acımasızca saldırılarına sahne olmaktadır.

Aslında İsrail, Filistin’in tamamen haritadan silinmesi için yoğun saldırılarda bulunmuştur. Filistin halkı bugün de dün de yarın da açık bir şekilde işkal edilmeye yerlerinden zorla çıkarılmaya mecbur bırakılmaktadır. Batılı büyük devlerin göz yumduğu bu insanlık dehşeti yüzyılın en kanlı olayı olarak tarihe adını kazımıştır. Birçok devletin üç maymunu oynadığı, sanki her şey olağan gibi bütün dünyanın sessiz bir şekilde olayları küçük bir kınamayla geçiştirmesi bizlere hala mazlumun sahipsiz olduğunu, güçlünün bu yüzyılda da çok ses çıkaran olduğunu göstermiştir.

Son gelişmelerle ülkelerin değil de vatandaşların karşı çıktığı ve 7 Ekim’den sonra başlayan İsrail katliamına hayır dediğini görmek resmin tamamını fark etmek adına önemli ipuçları vermektedir. Çeşitli güç ilişkileri sonucu birçok ülke İsrail’in aşırı saldırgan tutumuna yönelik net bir tavır belirleyemezken, çeşitli devletlerden vicdan sahibi vatandaşlar bu duruma sert bir şekilde karşı çıkmaktadır. İnsani duygular, etik ve güç siyaseti birbirinden ayrılmış ve hatta birbirinin rakibi haline gelmiş gözükmektedir. Tıpkı Morgenthau’nun öne sürdüğü gibi: Power Politics.

Özellikle Gazze’de çocukları öldürmekten ve binlerce masum sivilin yaşamını yitirmesine sebep olmaktan çekinmeyen İsrail ve çeşitli vesilelerle her defasında yenilenen bu katliamlara sessiz kalan ülkeler, masumların ve vicdanların üzerine basarak yükselen bu politikaların açık hava müzesi haline gelmiştir. Filistin Halkı toprağın asıl sahibi iken artık bitmek bilmeyen acılar sahibi olmuştur…

Kaynakça;

https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/filistin-israil-savasi-nasil-basladi-neler-yasandi-son-durum-ne,3844lXyFfkiDcZ2boo5ieA/95cv1_nARkiJnWPpjtrEPA

Ayşe Nur ÖZDEMİR

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.