Leonardo Da Vinci ‘Sanat Sırları’

0 5.023

Leonardo di ser Piero da Vinci, 1452-1519 yılları arasında yaşamış, Rönesans döneminin dâhisi, filozofu ve en önemli matematikçisidir. Daha çok Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği tablolarıyla ses getirmiş olsa da bundan çok daha fazlasıydı. Çok sayıda eskiz tablo ve notları bizler için bugüne ve geleceğe ışık tuttuğunu göstermektedir.

Peki, Da Vinci’yi bu kadar özel ve dahi yapan neydi?

Vinci’nin en dikkat çeken özelliği evrenin bilinmeyenlerini anlamaya ve anlatmaya çalışmasıydı. Aynı zaman da onu merak ettiren birçok soru vardı; yıldızların gece bakınca görülürken sabah görülmediği, susamanın kaynağının ne olduğu, kahkaha atmamızın sebebi, suyun havadan farkını, hapşırma durumunun nasıl olduğu gibi sorulara hep cevap aradı. Leonardo da Vinci’nin not aldığı defterler, pek çok alanda ilham kaynağı haline de gelmiştir. Uçak, bisiklet yaratıcılarından da sayılan vinci, haritalardan makineye ve hatta maskeli balo kostümlerine kadar pek çok şey tasarlamıştır. Bu notları saygısız bakışlardan korumak için yaptığı ise oldukça şaşırtıcı olmuştur. Notları ancak ayna karşısında okunabilen ters harflerle yazan, üstelik gizli tutup kimseye göstermeyen bir insandı.

Da Vinci’nin çizimleri 1830’lu yıllarda Windsor Kalesinde bulunan kraliyet kütüphanesinden getirilene kadar bu kadar dikkat çekmedi. Windsor’da eserleri düzenlendi, el yazıları tercüme edildi ve o zaman tam anlamıyla çok yönlü dehası tanınır oldu. Kraliyet koleksiyonun küratörlerinden olan Clayton vinci eserleri için “ Leonardo çizgileri dünyayı araştırmak için kullanırdı. Eserleri bugün de o kadar muhteşem bir durumda ki, sanki dün çizilmişler gibi “ diyor. 

Gelin şimdi en çok konuşulan ve hala üzerine teoriler üretilen tablolarına bakalım.

Son Akşam Yemeği

15. yüzyılda Milano’da Dük Lodovico Sforza’nın isteği üzerine yapılmış fresktir. Yaptığı bu resim İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğini tasvir ediyor ve İsa’nın havarilerinden birinin kendisine ihanet edeceğini öğrenmesinden sonraki anları anlatıyor. İncil’den alınan bir sahneyi yansıtan tablo, figürlerin yüz ifadeleri ve duruşlarıyla insani duyguları yansıtmasıyla ilk olması açısından önemli sayılıyor. Tabloda ki neredeyse her unsur, gözlerin merkezde yer alan İsa’ya yönelmesini sağlıyor. Son Akşam Yemeği’nde İsa ve Havarileri Kutsal kâse’den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlarmış fakat tablo da kâse ve şaraplı ekmek görülmemesi Hristiyan dünyasında yıllardır tartışma konusu olmuştur. Diğer ilginç olan ise tablonun kurgusunun büyük bir tarih yanılgısı sorununu içinde barındırmasıdır. Yaşadığı tarih itibarı ile İsa Peygamber ve havarilerinin masada oturarak yemek yemeleri mümkün değildir. Masa etrafına konulan sandalyeler ve bu düzenekte yemek yeme çok sonraki zamanlarda yerleşmiş bir gelenektir. Da Vinci Şifresi kitabına göre ise İsa’nın solundaki kadın Magdalalı Meryem’dir ve kalça kısımlarından birleşmişlerdir, ikisinin arasında kocaman bir V yani paganların kadın sembolü bulunmaktadır ve giysileri de birbirlerinin simetrisidir. Ayrıca oluşan V şekli kutsal kâseyi tanımlamaktadır yani kutsal kâse V şeklindeydi. Kitaba göre İsa’nın, Magdalalı Meryem’den çocuğu olmuştur. Yine kitaba göre Magdalalı Meryem, İsa’nın sağ diğer tarafına geçtiğinde kocaman bir ters V yani paganların erkek sembolü ortaya çıkmaktadır.

Mona Lisa ‘La Gioconda’

16.yüzyıl da yapılmış olan bu tablo, dünyanın en ünlü ve en gizemli tablolarından biri. Louvre Müzesi’ne her gün binlerce insan bu tabloyu görmeye geliyor. Tabloda oturmuş bir kadın resmedilmiştir, kadının yüzünün kime ait olduğu tam olarak bilinmese de en yakın tahmin ile bir tüccarın kızı olduğu söylenmektedir. Yüz ifadesindeki belirsizlik, gizemli bakışları ve gülüşüyle basit bir kadın portresinin çok ötesine geçiyor. Yani Mona Lisa’nın gülüşünde mutluluk okuyan da var, hüzün okuyan da. Mona Lisa’nın büyüsü, ifadeleri ve duyguları iyi bilen Leonardo’nun bunları kesin hatlarla birbirinden ayırmak yerine, ışık ve gölgeyle dağıtmasından kaynaklıdır aslında. Leonardo insan yüzünde simetrinin olmadığını, hele duyguların yoğunlaştığı anlarda bunun tümden ortadan kaybolduğunu çok iyi biliyordu. Bunu hem figürde hem fonda kullandı. Dudaklarında da gözlerinde de arkada uzanan manzarada da bir simetri yoktu. Bu ikilik, daha güçlü bir derinlik yaratıyor, resmin yeni hikâyelere yol almasına neden oluyordu. Bu yüzden hala üzerine senaryolar yazılıyor olması olasıdır.

 

Şevval FALAY

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.