İngiliz BBC Kanalı’nın Seçtiği “En Büyük İngiliz”, Stratejinin ve Kurnazlığın Vücut Bulmuş Hâli: Winston Churchill’in Hayatına Kısa Bir Bakış

0 2.448

Winston Churchill veya tam adıyla Winston Leonard Spencer Churchill, 30 Kasım 1874 yılında Lord Randolph Churchill ve Jenniw Spencer Churchill’in oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesi genel olarak İngiliz Aristokrasisinin en üst düzeylerindendi. Ailesinin soyu Malborough Düklerine doğrudan dayanan Churchill için siyasetin içine doğmuştur diyebiliriz. Dedesi, babası siyasette aktif rol alan kimselerdi. Babası onun daima asker olmasını isteyen kişiydi, bu yüzden genel manada aldığı eğitimlerden sonra Kraliyet Harp Okulu’na girmiş ve 1895’te mezun olmuştur. Babasını da aynı yıl kaybetmiştir.

Churchill askerliğinin yanı sıra ileride güçlü bir devlet adamı, iyi bir yazar ve iyi bir hatiptir. Avam Kamarası’nda yaptığı o unutulmaz konuşmadan da görüleceği üzere; Hitabet yeteneği oldukça gelişkindir.

 

Askerlikten Siyasete

Siyasi kariyerinin başlangıcı ve yükselmesi Boer Savaşı’nda olmuştur. Churchill bu savaşta esir düşmüş ve türlü zorluklarla kaçarak ülkesine dönünce milli bir kahraman hâline gelmiştir. Bu olaydan on ay sonra Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçilmiştir.

(Boer Savaşı iki kere yapılmış ilk savaş 1880-1881, ikinci savaş 1899-1902 yılında yapılmıştır. Tarafları Birleşik Krallık ve Boerlerdir. Savaş günümüzde Güney Afrika Cumhuriyeti topraklarında gerçekleştirilmiştir.)

Churchill daha sonra 1904 yılında Muhafazakâr Parti’yi bırakmış ve 1904 yılında Liberal Parti’ye girmiştir. Uzun bir süre Liberal Parti’de görev aldıktan sonra 1911 yılında Bahriye Nazırı olmuştur. Bahriye Nazırlığı görevi sayesinde İngiliz siyasetinde etkinliği ve aktifliği daha fazla artmış ve İngiltere Birinci Dünya Harbi’ne girince iyice ön plana çıkmıştır. Donanmanın yenilmezliğine inanan Churchill, Çanakkale Deniz Savaşları’nda donanma güçlerinin zorluk yaşamadan kolaylıkla İstanbul’a gidebileceğine inanmış, alınan büyük yenilgiden sonra bu yenilginin mimarı olarak gösterilmiştir. Muhaliflerinden ve halkından onlarca eleştiriye maruz kalınca halkına karşı zor duruma düşmüş ve istifa etmiştir. İstifasından sonra VI. Kraliyet İskoçyalı Fusiliers’in Teğmen Albay’ı olarak Fransa’da aktif askerlik görevini yapmıştır.

Hayatın Gerçeği: Üzülerek Ayrılan Yıkıcı Bir Şekilde Geriye Döner

Tarih Haziran 1916’yı gösterdiğinde özel üye sıfatıyla parlamentoya geri dönmüştür. 1917 yılında bir Çanakkale Komisyonu kurulmuş ve diğer meslektaşları olan devlet adamlarından daha fazla suçlu olmadığı anlaşılınca aynı yılda Cephane Bakanlığı’na daha sonra Harbiye Bakanlığı’na getirildi. 1931 yılına gelindiğinde İngiltere’de Ulusal Hükümet kurulmuştur. Churchill her ne kadar bu hükümeti desteklese de kuruluşunda ne bir payı olmuş ne de söz sahibi olmuştur. Fakat tüm yetenekleri ile her partinin güvendiği biri olmuş ve disiplinli bir gerilla savaşçısı olarak kabul edilmiştir. 1930’lu yılların ortalarında İngilizleri, Alman tehdidine karşı ciddi bir şekilde ilk uyaranlardan olmuştur. Alman tehdidinin ciddiye alınmasını istemiş ve Almanların yıkıcı hava kuvveti olan Luftwaffe ile Kraliyet Hava Kuvvetlerinin eşit noktaya getirilmesini ısrarla savunmuştur. Fakat bu uyarılar Almanlar ile yapılan anlaşmaların verdiği güven ile Almanların, İngiltere’ye saldırmayacağına inanan yönetim (İlk olarak Stanley Baldwin daha sonra Neville Chamberlain) Churchill’in dediklerini deyimi yerindeyse kulak ardı etmiştir. Baldwin, bu yüzden Churchill’i görevlerden uzak tutmayı amaçlamıştır. Baldwin yerini Chamberlain’e bıraktıktan sonra Churchill, bu yönetime de Almanların ilerleyişi hakkında bilgi vermiş fakat bu hükümette Churchill’i kulak ardı etmiştir. Şunu da unutmamak lazımdır ki; Churchill’in verdiği bilgilerin doğru olduğu her zaman kanıtlanmıştır. Böylelikle halk yeniden onun arkasında durmaya başlayınca Chamberlain hükümeti için sonun başlangıcı başlamıştı. 10 Mayıs 1940 yılında Neville Chamberlain hükümeti istifa edince, tek güç olarak 13 Mayıs 1940 yılında Başbakan olarak ilk kez Avam Kamarasına girmiştir. Burada ilk sözleri ve açıkça uyarısı şu olmuştur: “Kan, gözyaşı, zahmet ve terden başka teklif edeceğim bir şey yok.”

 

Savaş Yıllarında Winston Churchill ve Kahire Konferansı’nda İsmet Paşa ile Yaptıkları Konuşma

Chamberlain hükümetinden sonra başa gelen Churchill için devletini yenilgiden kurtardı desek yanlış olmaz. Usta bir hatip olduğu ifade edilmişti. Bu yeteneği sayesinde konuşmaları ile İngiliz halkını tek çatı altında toplamıştır. Onun gözünde o dönem İngiltere’nin zaferi için çalışan herkes bu bir komünist olsa bile kabul edilebilir bir müttefikti. Churchill, Almanları yenebilmek için Müttefik ordularını zayıf buluyordu. Kendisi her ne kadar kendinden önceki hükümetleri uyarsa da kulak ardı edilmesi yüzünden hava kuvvetleri ve kara kuvvetleri Almanlar karşısında yetersiz kalıyordu. Zaten savaşın ilk zamanları Almanlar zafer yolunda emin adımlarla gidiyordu. Churchill bunun farkında olup ABD’yi kendi yanlarında savaşa sokmak istese de bunu başaramıyordu. ABD yapılan bu savaşta tarafsız kalmayı tercih ediyordu. Alman ve İngiliz çifte ajanı Duşko Popov Almanların isteği üzerine ABD’ye gitmişti. Ondan istenilen bilgiler genel olarak Pasifik kıyısında olan ABD deniz kuvvetlerinin gücü, sayısı ve personel sayısı üzerineydi. Popov, bu işte bir terslik olduğunu fark etmiş ve Mihver kuvvetlerin Pearl Harbor’a saldıracağını fark etmişti. Bu bilgiyi derhal İngiltere’ye bildirdi. İngiliz devlet yetkilileri bunu ABD’ye bildirse de bu haberi umursayan olmadı. Ve nihayet Japonlar, Pearl Harbor’a saldırınca ABD hatasını anlamıştı. Bu saldırı üzerine strateji üretmede önde gelen isimlerden olan Churchill için savaşın bütün ihtimalleri değişti ve derhal Amerika’ya gidip Roosevelt ile bir dizi Anglo-Amerikan anlaşması yaptı. Nihayet Amerika savaşa girmişti. Almanların, Türkiye’yi işgal veya yanına çekme olasılığına karşı Türk yöneticilerle Kahire ve Adana konferansı düzenledi. Burada İsmet İnönü’yü yanlarına çekmek için türlü vaatlerde bulunsa da İsmet İnönü iyi bir denge politikası ile bu durumu her zaman idare etmiş ve savaşa girmemiştir. (Savaşa son zamanlarda Almanların yenildiği kesinleşince Almanlara savaş ilan ettik.)

Kahire’de düzenlenen konferansta Roosevelt, Churchill, İsmet İnönü arasında yaşanan olaya gelecek olursak: Tarih 3 Aralık 1943 Winston Churchill İsmet İnönü’yü savaşa girmesi için ikna etmeye çalışıyor.

İsmet İnönü: Savaşa giremeyiz, Almanlar İstanbul’a sadece yangın bombası atsalar bile kent cayır cayır yanar.

Winston Churchill: İstanbul’u korumak için 1.5 uçak filosu vereceğiz. Bu size rahat rahat yeter.

Churchill her ne kadar Türkiye’yi savaşa sokmak istese de, karşısındaki İsmet İnönü’dür, İsmet Paşa’dır. Churchill her ne kadar kurnazsa o da o kadar kurnazdır. İsmet İnönü küçük bir manevrayla konuyu değiştirmiş gibi yapar.

İsmet İnönü: Ya burası ne kadar boğucu, amma çok asker koruyor şu küçücük alanı değil mi?

Churchill oltaya gelmiştir.

Winston Churchill: Aaa, öyle demeyin, bu Almanların ne yapacağı hiç belli olmaz, Girit’ten gelir bombalayıverirler burayı da. Biz her zaman yanımızda 10.000 asker ve 20 uçak filosu ile gezeriz.

Winston Churchill hatasını anlamıştır. Ama artık iş işten geçmiştir.

İsmet İnönü: Yaa, demek şu futbol sahası kadar alanı 20 filo ancak koruyor da bizim İstanbul’u korumaya 1.5 filo yeter diyorsunuz ha!

Franklin D. Roosevelt: Yakalandın Winston, yakalandın!

Ardından üçünden de kahkahalar yükselir.

 

Savaş Sonrası Hayatı

Savaşın sonunda iktidardan düşmüştür. Fakat yaptığı seçim kampanyalarında fark etmiştir ki ona gelen tezahüratlar siyasi parti lideri olarak değil, savaştan zaferle ayrılan savaş lideri üzerinedir. 1951 yılına kadar muhafazakâr parti liderliği yapmış, 1951 yılında yeniden Başbakan seçilmiştir. 1955 yılında ise istifa etmiş ve siyasetten çekilmiştir. NATO, Avrupa Konseyi gibi örgütlerin oluşmasını sağlamıştır. 1950 yılında Sonning Ödülü, hayatı boyunca yayımladığı 40’tan fazla kitap ve yüzlerce makale ile 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmıştır. 1963 yılında Amerika Birleşik Devletleri kendisine onursal vatandaşlık vermiştir. Bununla daima gurur duymuş ve duyduğu gururu her zaman dile getirmiştir. 1965 yılında bir inme sonucu hayata veda etmiştir. Cenazesi Blenheim Palace’a gömülmüştür.

Yıllardır yaptığı siyaset ona yoğun bir vatanseverlik, kriz sırasında başarı elde etme, siyasette ustalık, yoğun bir konsantrasyon gibi yetenekler kazandırmıştır. Çok sevdiği devletine yazar, hatip, devlet adamı, başbakan olarak hizmet etmiştir.

Avam Kamarası’nda yaptığı tarihe geçen konuşmasıyla yazımı bitirmek istiyorum. Bu konuşmayı Adolf Hitler’in bile radyodan dinlediği rivayet edilir.

“Bayrağımızı bırakmayacak ve başarısız olmayacağız. Sonuna kadar devam edeceğiz. Fransa’da savaşacağız, denizlerde ve okyanuslarda savaşacağız. Güvenle büyüyen gücümüzle ve havada artan gücümüzle savunacağız. Bedeli ne olursa olsun Adamızı savunacağız. Kumsallarda savaşacağız. İniş gerekçesiyle savaşacağız. Sahada ve sokakta savaşacağız. Tepelerde savaşacağız. Ama asla teslim olmayacağız.”

 

 

KAYNAKÇA

 

Winston Churchill: Savaş Lideri, Bill Price

“Kahire’de Yaşanan Olay”, Bir Dönem Çocuk, Altan Öymen

Meraklısı İçin Casuslar Kitabı, Murat Yetkin

britannica.com

winstonchurchill.org

Churchill: Beklenmedik Kahraman, Paul Addison

 

 

Gürsel AYAYDIN

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.