29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

0 4.912
  • Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini

kurmaktır.”

“Mustafa Kemal ATATÜRK”

Bir devletin varlığını iddia edebilmesi için üç temel unsura ihtiyacı vardır; toprak (vatan), insan
topluluğu ve egemenliktir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de “Cumhuriyet” rejimine giden yolu
Osmanlı Devleti’nin son döneminde başlar.
Osmanlı Devleti, 17. Yüzyılın sonlarından itibaren Batı’nın gelişimi karşısında geleneksel devlet
yönetimine devam etmiştir. Osmanlı Devleti’nin bu tutumu devleti “duraklama” dönemine sevk
etmiştir ardından da gerileme dönemini başlatmıştır. Peki Osmanlı Devleti’nin bu gelenekselci
politikasının karşısında Batı’daki gelişmeler nelerdi? Batı’da, bireye verilen değerin artması ve bireyin
kendini keşfetmesi ile kilise otoritesi ortadan kalkmış, bilim, felsefe, sanat gibi konularda bireyselcilik
ön plana çıkmış, hümanizme, reform ve rönesans gibi hareketler başlamıştır. Böylece Batı’da Orta Çağ
kapanmış ve Yeni Çağ başlamıştır. Batı’da tüm bunlar yaşanırken Osmanlı’da var olan sistem muhafaza
edilmiştir. Batı’nın bu gelişimi karşısında duraksayan Osmanlı Devleti bir süre sonra gelişen ve değişen
dünyaya yönelik kararlar alma yönünde ilerlemiş ve Batı’daki gelişmeleri gözlemleyip Osmanlı’ya
entegre etmek için Avrupa’ya bir grup araştırmacı göndermiştir. Ancak bu durum Osmanlı’da çokça
fikir ayrılığına sebep olmuş ve bir gelişme sağlanamamıştır. Batının yanı sıra küresel olarak yönetim
şekillerinde de bir gelişme söz konusuydu. Ulus-devlet anlayışı hakimiyet kazanmış , imparatorluklar
yıkılmaya başlamıştır..
Bu yeni dünyada var olabilmek içinse halkın Cumhuriyet’e ihtiyacı vardı. Cumhuriyeti Türk
halkına kazandıracak olan isim ise Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yeni “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nin
kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’e giden yolculuğu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkış ile
başlar. Atatürk o dönemki halkın durumunu şöyle ifade eder;
“Samsun ‘a çıktığım gün genel vaziyet ve manzara, 1919 senesi Mayıs’ının 19.
Günü Samsun’a çıktım. Genel vaziyet ve manzara:
Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumi’de mağlup olmuş, Osmanlı
ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekename (uzalaşma) imzalanmış. Büyük
Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi
Harbi Umumi’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar
etmişler. Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve
yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat
Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişah’ın
iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir vaziyete razı.
Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta …”
Topraklardaki son durum ve vaziyet böyleyken, 28 Mayıs Havza Genelgesi ile Kurtuluş Savaşı’nı
başlatır, ardından 21-22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi ile Milli Mücadele dönemini başlatmıştır.
Milletin Cumhuriyet’e giden yolculuğuna ilk adımı böylece atmıştır. 1 Kasım 1922’de saltanat
kaldırılmış ardından 23 Nisan 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisini İtilaf Devletleri’nin işgallerine
direniş göstermek için kurulmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, “Milletin saltanat ve hakimiyet makamı
yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir.” Sözleriyle ulusal egemenliği halka tanınmış ve
demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerini atmıştır.

29 Ekim 1923’te anayasa değişikliği yapılarak “Hakimiyet, bilâ-kayd ü  şart milletindir. İdare
usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli
hükumeti, Cumhuriyettir.” (1921 Anayasası- Cumhuriyetin ilanı ile değiştirilen madde. Madde 1. – 364
S. Kanun). Cumhuriyet ilan edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti resmen kurulmuştur. Cumhuriyet’in
asli unsuru halktır, bu yeni düzende demokrasiyi hakim kılarak halkın egemenliği halka tanınmıştır.

“Ey Türk istikbalinin evladı!..
Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” “Mustafa Kemal ATATÜRK”

Hatice AŞKOL

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.