Amerikan Dış Politikası ve İkinci Dünya Savaşı (1939-1945)

0 3.926

Perry Anderson’a göre Amerikan dış politikasının vizyonu II. Dünya Savaşı koşullarında şekillendi. Daha iyi bir analiz için dünya siyasetine odaklanıldığında, 1939’da Amerikan Başkanı Franklin D. Roosevelt’ten bahsetmeden önce, Avrupa ve Asya’daki savaşı da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ancak Avrupa ve Asya’daki savaşın Amerika’da yansıması, etkisi yoktu. Birinci Dünya Savaşı ile ilgili kamuoyu olumsuzdu, insanlar tarafsızlığı korumak zorunda olduklarını ve silahsızlanmanın şart olduğunu düşünüyorlardı. Böylece 1939’un başında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) savaştan çekildi. Bu aslında 1939’da Franklin Delano Roosevelt beraberinde bir tarafsızlık ilanının göstergesi olup ABD’nin savaştan kaçınma konusundaki başarısını ortaya koyuyordu. Başkan savaştan nefret ederdi, militarist değildi. Ancak bu yaklaşım değişmeye ve kaybolmaya başladı. ABD’nin ilk önce “nakit al ve taşı (cash and carry)” sistemini takip etmesi, izolasyoncuları rahatsız edebilirdi. Yine bu dönemlerde başta İngiltere Başbakanı Churchill, Roosevelt’ten elli adet muhrip istemiş ancak Roosevelt bu malzemeleri göndermeyi reddetmiştir. Ancak zamanla, Roosevelt için güç mantığı dengesi değişmeye başladı. Tüm Avrupa faşist Nazilerden korkuyordu. Faşist Naziler, büyük İngiliz filosunu ele geçirebilirdi. Ve sonra Roosevelt ve ABD ödünç verme, borç verme ve kiralama (lend and lease) anlamına gelen savaş malzemesi destek programında karara vardılar. Borç verme yasası (lend and lease act), sadece müttefiklere elli milyar dolarlık ekonomik destek sözü veriyordu. Bu yasa; sadece İkinci Dünya Savaşı tarihi için değil, aynı zamanda Amerikan dış politikası tarihi için de kritik dönüm noktası anlamına gelmekteydi. Aynı zamanda, İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan tarafsızlığının sona erdiğini gösteriyordu. Böylece Amerikan tarafsızlığı 1940’ta başlamış ve bir yıl sürmüştü. Aslında resmi bir savaş ilanı olmamakla birlikte Hitler ve Nazi Almanyasına gösterilmek istenen bir hareketti ve savaş ilanına eşit olarak sayılıyordu.

Başkan Roosevelt, İngiltere’ye yardım ederken, ABD’nin tüm insanların hak ettiği evrensel özgürlükler için savaştığını belirtti. Ve 1941’de Roosevelt, Dört Özgürlük Konuşması (Four Freedom Speeches) olarak bilinen meşhur konuşmasını yaptı. Bu konuşmasında “Herhangi bir vatandaşın hakları nelerdir ve bu haklar Amerika ve Amerikan değerleri için neden çok önemlidir?” diye sıralanmış sorulardan bahsetti. Bu dört hürriyet; “ifade ve konuşma hürriyeti, ibadet hürriyeti, yoksulluktan hürriyet ve korkudan hürriyettir.” İfade ve konuşma hürriyeti siyaseti temsil ederken, ibadet hürriyeti dini simgeler. Yoksulluktan hürriyet, yoksulluktan kurtulmayı ve iyileştirilmesi gereken ekonomiyi ifade ederken, korkudan hürriyet korkunun kaynağı olan Nazi Almanya’sı ve faşist İtalya vb. gibi totaliter ülkeleri ve totaliterlik korkusunu ve bütün bunlar karşısında Amerika’nın savaşını, hedeflerini, değerlerini, kültürünü, politiğini, dünyayı değerlendirmesindeki fikirleri sembolize etmiştir.

Ve bu konuşma savaştan bıkan insanlara umut vermiştir. Şimdi insanlar özgürlükleri için savaşacaklardı. O konuşma sadece Amerikan değerlerinin, Manifest Destiny’nin vs. sembolü değil, aynı zamanda müdahalesizlik olarak çevirebileceğimiz Non-Interventionism’in de sembolüdür. Woodrow Wilson dışında tüm Amerikan Başkanları izolasyon politikasını sürdürmüştür.

Yine de; Roosevelt savaşa katılmayı düşünmüş ancak Japonya’da Pearl Harbor, Hawaii sürpriz saldırısına kadar savaşa katılabileceği yasal bir sebep olmamış ve bu olaydan sonra ABD Japonya’ya savaş ilan etmiştir. Altı gün sonra da Hitler ABD’ye savaş ilan etmiştir. İşte şimdi ABD savaştaydı. Şiddetli çatışmaların ardından ABD, gemilerden topçu ve uçak bombardımanı avantajıyla Japon ordusunu yenmeyi başardı. Savaş, 6-9 Ağustos 1945’te Amerikan ordusunun Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atmasıyla sona erdi. Japonya bu saldırı sonucunda savaştan çekilmişti.

Ayrıca 1944 Haziran’ında D-day olarak adlandırılan Normandiya Çıkarmasının İkinci Dünya Savaşı’nın sonunu getiren sürecin ilk adımı olarak tarihe geçtiğini de ekleyebiliriz. Bu, Avrupa’nın kurtuluşunun ve Alman kuvvetlerinin Fransa’dan atılmasının yolunu açtı.

Savaş sona erdiğinde ABD ve Sovyetler Birliği iki büyük dünya gücü olarak ortaya çıktı ve iki kutuplu çatışma başladı. Bu, ABD dış politikasının “Globalism” olarak adlandırılan yeni bir döneminin başlangıcıydı. ABD’nin artık askeri gücünü kullanarak dünyadaki çıkarlarını korumaya hazır olacağı fikrine dayanıyordu. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesini takip eden yıllarda ABD ve Sovyetler Birliği (SB) arasında gerilim arttı. Bu anlaşmazlıklar, iki ülke arasındaki temel farklılıklardan kaynaklandı. ABD “demokrasi ve serbest girişimi” tercih ederken, Sovyetler “komünizmi ve bir komuta ekonomisini” tercih etti. Bu dönem Soğuk Savaş olarak bilinir, çünkü ABD ve Sovyetler Birliği kendi ordularını kullanarak asla birbirlerine karşı savaşmadılar. Ancak dünyadaki diğer iç savaşlarda birbirlerine casusluk yaptılar ve birbirlerine karşı taraf tuttular. Bu süre zarfında ABD, SB’nin komünizmi dünyadaki diğer uluslara yaymaya çalışacağından korktu. ABD liberalizmi savundu. Bunun olmasını önlemek için çok fazla adım atıyordu.

İkinci Dünya Savaşı temelde sona erdiğinde ve Hitler yenildiğinde, Müttefik Kuvvetler Almanya’ya ve Avrupa’nın geri kalanına ne olacağına karar vermede belirleyici oldular. Bu doğrultuda Yalta (Şubat 1945) ve Potsdam (Temmuz 1945) Konferansları yapılmıştır. Yalta Konferansı’nda; J. Stalin, W. Churchill ve F. D. Roosevelt bir araya geldiler ve Almanya’yı dört bölgeye ayırmanın en iyisi olacağı konusunda anlaştılar. Potsdam Konferansı’nda; SB, ABD ve İngiltere liderleri Almanya’yı askerden arındırma ve demokratikleştirme üzerine karar aldılar.

Ayrıca 1945’te İkinci Dünya Savaşı sona ermek üzereyken, uluslar harap haldeydi ve dünya barış istiyordu. Birleşmiş Milletler, uluslararası barış ve güvenliği korumayı, uluslararasında dostane ilişkiler geliştirmeyi ve sosyal ilerlemeyi, daha iyi yaşam standartlarını ve insan haklarını teşvik etmeyi taahhüt eden, elli bir ülke tarafından uluslararası bir örgüt olarak kuruldu.

 

Ülkü CENGİZ

 

KAYNAKÇA

BM’nin kuruluş amacı, turkey.un.org/tr

Normandiya Çıkarması, cnnturk.com

Dört Özgürlük üzerine, m.bianet.org

Pearl Harbor, cimsec.org

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.