Kızıldeniz’de Gelişmeler

Husilerin Saldırılarının Küresel Ekonomi ve Bölgesel İhtişama Etkileri

0 1.303

     Kızıldeniz, dünyanın en önemli ticaret yollarından biridir. Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında önemli bir bağlantı noktasıdır. Ayrıca Avrupa ile Asya arasındaki en kısa nakliye rotasını oluşturmaktadır. Dünya deniz trafiğinin yaklaşık yüzde 12 ila 15’i, Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz’den geçer.

    2023 yılı sonu itibarıyla, Yemen’deki Husi milisleri, Kızıldeniz’de İsrail’e giden gemilere füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırılar düzenlemeye başlamıştır. Bu saldırılar, küresel ekonomiyi ve bölgesel ihtişamı tehdit eden ciddi bir sorun haline gelmiştir.

                                               *Görsel savunmasanayiidergilik.com adresinden alınmıştır.

Husiler Kimdir?

Yemen’deki Husiler, Şii mezhebinin Zeydi koluna mensup bir gruptur. 1990’larda kurulan Husiler, 2004 yılında Yemen güvenlik güçleri tarafından öldürülen Hüseyin el-Husi’nin liderliğindeki İnanan Gençlik hareketinden doğmuştur.

Husiler, 2011 yılındaki Arap Baharı ayaklanmalarında da önemli rol oynamıştı. Ayrıca Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in devrilmesinde önemli bir etkisi olmuştur. 2014 yılında ise dönemin Yemen hükümetine karşı silahlı ayaklanma başlatmışlardır. Bu ayaklanma sonucunda üç büyük vilayeti ele geçirip başkent Sanaa’yı kuşatmışlardı. Husilerin bu başarısı, Suudi Arabistan’ı harekete geçirmiş ve Suudi Arabistan, devrik Yemen hükümetini desteklemek için Husilere karşı savaş başlatmışlardı. Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki koalisyon güçleri, Husilere karşı şiddetli hava bombardımanları başlatmış, bu bombardımanlar sonucunda binlerce Yemenli sivil hayatını kaybetmişti. Olaydan sonra Husiler ile Suudi Arabistan arasında çeşitli müzakereler yapılmış. Ancak bu müzakereler sonuçsuz kalmıştı. Husiler bu süreçte İran’dan siyasi ve maddi destek gördü. İran, Husileri bölgedeki bir müttefik olarak görüyordu. Günümüzde yaşanan olaylarda da İran’ın Husilere yoğun desteği öne çıkmaktadır. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek vermekte.

Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları

Husi hareketi, 2014’teki silahlı ayaklanmalarından bu yana Yemen’in önemli bir bölümünü kontrol etmektedir. Husiler, “Gazze’ye yeterli gıda ve ilaç geçişi” sağlanmadığı sürece Kızıldeniz’deki gemileri engelleyeceğini açıklamıştı. Husilerin İsrail ve İsrail’e destek olan devletlerin gemilerinin geçişine ambargo koyduğu yer olan Kızıldeniz, dünyanın en önemli ticaret yollarından biridir, Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında önemli bir bağlantı noktasıdır. Husiler, 2023 yılı Kasım ayından bu yana Kızıldeniz’de İsrail’e giden gemilere füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırılar düzenliyor. Bu saldırılarda herhangi bir can kaybı yaşanmadı, ancak gemilerde maddi hasar meydana geldi. Husiler, bu saldırılarla Kızıldeniz’deki ticareti ve küresel ekonomiyi hedef almaktadır. Husiler’in saldırıları, bu ticaret yollarını tehdit etmektedir. Kızıldeniz, petrol ve doğal gaz ticareti için önemli bir rotadır. Husiler’in saldırıları, bu ticareti olumsuz etkileyebilir ve petrol ve doğal gaz fiyatlarının artmasına neden olabilir.

Husilerin temel hedefleri; Yemen’de Zeydi bir devlet kurmak, İran’ın bölgedeki etkisini artırmak, Suudi Arabistan’ı bölgedeki hegemonyasından düşürmek ve Gazze’deki saldırıları durdurmaktır. Husilerin geleceği, Yemen’deki iç savaşın gidişatına bağlıdır. Savaşın sona ermesi durumunda Husiler, zayıflayabilir veya tamamen ortadan kalkabilir. Ancak savaşın devam etmesi durumunda Husiler, güçlerini artırabilir ve Yemen’de önemli bir güç haline gelebilir.

12 Kasım’da Husiler, Galaxy Leader isimli İsrail kargo gemisine helikopterle indirme yaparak el koydular. Ardından 25 Kasım’da Husiler, İsrail’in Gazze saldırılarına karşılık Kızıldeniz’deki bir ticari gemiye füze saldırısı düzenlediler. 27 Kasım’da Kızıldeniz’deki bir petrol tankerine füze saldırısı düzenlediler. 30 Kasım’da Kızıldeniz’deki bir ticari gemiye füze saldırısı düzenlediler.

Bu gelişmeler üzerine ABD, Husilerin saldırılarına karşı bir dizi önlem almaya karar verdi. Bu önlemler arasında, Kızıldeniz’de daha fazla askeri güç konuşlandırmak, Husilere yönelik yaptırımları artırmak ve İran’a yönelik baskıyı artırmak yer almaktadır. ABD Savunma Bakanlığı, 6 Aralık 2023’te, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarına karşı uluslararası bir askeri güç oluşturmak için görüşmeler yaptıklarını duyurdu. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, 10’dan fazla ülkenin katılımıyla sanal bir toplantı düzenledi. Toplantıda, Husilerin saldırılarına karşı bölgedeki güvenliği sağlamak için bir koalisyon kurulması kararı alındı. Koalisyona, Birleşik Krallık, Bahreyn, Kanada, Fransa, İtalya, Hollanda, Norveç, Seyşeller ve İspanya katıldı. Koalisyonun adı “Refah Muhafızı Operasyonu” olarak belirlendi. Operasyon, 18 Aralık 2023’te başladı. Zaten ABD, halihazırda Ortadoğu sularına 20 yeni savaş gemisi göndermişti. Bu gemiler, “Gazze savaşı” gerekçesiyle bölgeye konuşlandırılmıştı. Austin, bu koalisyonla Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğünün korunacağını ve İran’ın Husilere verdiği desteğin sona ereceğini savundu. Norveç, koalisyona 10 donanma subayı göndermeye hazır olduğunu açıklarken, diğer NATO ülkeleri de destek vermeyi düşündüklerini duyurdular. ABD’nin bu kararı, bölgesel güç dengelerini etkileyebilecek önemli bir hamle olarak değerlendiriliyor. ABD, bu hamlesiyle hem Husi hareketine hem de İran’a güçlü bir mesaj göndermeyi amaçlıyor.

 

Husilerin saldırıları, küresel ticareti nasıl etkiledi?

Husilerin saldırıları, Kızıldeniz gibi dünyanın en önemli ticaret yollarından birini tehdit etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, birçok nakliye şirketi, Kızıldeniz’den kaçınmak için daha uzun ve maliyetli bir rota olan Ümit Burnu’nu kullanmaya başladı.

Hapag Lloyd, MSC ve Maersk, Torm gibi büyük nakliye şirketleri, Kızıldeniz rotasını tamamen bıraktı. BP ve Frontline gibi petrol şirketleri de Kızıldeniz’den geçen tankerlerinin sayısını azalttı. Bu değişiklikler, küresel ticareti yavaşlatıyor ve fiyatları artırıyor. Örneğin, petrol fiyatları, Husilerin saldırıları nedeniyle son birkaç haftada yükseldi. Hala ham petrol fiyatları, Husilerin saldırıları nedeniyle yükselmeye devam ediyor. Avrupa’ya ithal edilen ham petrol ve doğal gaz miktarı azalırsa, Avrupa ekonomisi olumsuz etkilenebilir. Husilerin saldırılarının devam etmesi durumunda, küresel ticaret ve ekonomi için daha ciddi sorunlar yaşanabilir.

Husilerin saldırıları, küresel ekonomiyi de ciddi manada etkileyebilir. Örneğin, Londra deniz sigortası piyasası, Kızıldeniz’de yüksek riskli kabul ettiği bölgeyi genişleterek gemilerin ödediği primleri arttırdı. Bu, gemi sahipleri için önemli bir maliyet artışı anlamına gelmektedir.

İhracat ve Uluslararası Ticaret Enstitüsü Genel Müdürü Marco Forgione, aksamaların özellikle Çin yeni yılı öncesinde tüketim mallarının tedarikini etkileyeceğini, gecikmelerin perakendecileri satılamaz stoklarla baş başa bırakacağını ve nihayetinde tüketiciler için fiyatları artıracağını söyledi.

ABD merkezli elektrikli otomobil üreticisi Tesla, Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle tedarik zincirini etkilemesi nedeniyle Berlin’deki fabrikasında üretimi iki hafta süreyle durdurdu. Tesla’nın üretimi durdurma kararı, küresel ekonomide yeni bir tedarik zinciri krizinin başlayacağı endişelerini artırıyor. Tesla’nın ardından Volvo da Belçika’daki fabrikasında otomobil üretimini gelecek hafta 3 gün boyunca durduracağını açıkladı. Tesla ve Volvo gibi pek çok büyük firmanın üretimini durdurma kararı alacağı düşünülmekte.

ABD’nin Kızıldeniz’de yeni askeri girişimi

Bazı Batılı analistler Husi operasyonlarından İran’ı sorumlu tutmaktadır. Örneğin, S&P Global Market Intelligence’dan Jack Kennedy, “Husiler ve dolayısıyla onların ana askeri destekçisi İran, muhtemelen Kızıldeniz’deki saldırı kabiliyetlerini, İsrail’in Gazze’deki savaşını etkilemenin yanı sıra bölgede daha fazla jeopolitik etki yaratmak için kullanıyor” dedi.

ABD’nin Kızıldeniz’de zaten askeri gücü bulunuyordu. Ayrıca ABD, iki uçak gemisi savaş grubunun öncülüğünde yaklaşık 20 savaş gemisinden oluşan bir donanmayı da Ortadoğu’ya göndermişti. Cumartesi günü de ABD’nin Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Carney, Yemen’den fırlatılan bir düzineden fazla insansız hava aracını vurdu.

Yemen’deki Husi hareketi, ABD’nin Kızıldeniz’de uluslararası bir askeri güç oluşturma planına sert tepki gösterdi. Husilerin üst düzey müzakerecisi Muhammed Abdüsselam, Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD’nin planının “bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracak” olduğunu söyledi. Abdüsselam, “ABD liderliğindeki deniz ittifakı, İran’ın bölgedeki etkisini azaltmaya yönelik bir girişimdir. Ancak bu, bölgenin güvenliğini sağlamayacaktır” dedi. Husiler, ABD’nin planının “Filistin halkına yönelik saldırıları örtbas etmek için bir bahane” olduğunu savundu. Abdüsselam, “Filistin’e yönelik haksız saldırgan savaş devam ettiği sürece, İsrail gemileri ya da İsrail’e giden gemiler dışında Yemen’e komşu tüm sular güvenli değildir” dedi.

 

Son Gelişmeler

Husiler özellikle 10 Ocak sonrası gelişmeleri, ABD’nin girişimini “bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracak” ve “İran’a karşı bir hamle” olarak değerlendiriyor. Husiler, ABD’nin planının, Filistin halkına yönelik İsrail saldırılarını örtbas etmek için bir bahane olduğunu savunuyor.

11 Ocak tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarını sert bir şekilde kınadı ve saldırılara derhal son verilmesini talep etti. BMGK, ABD ve Japonya tarafından sunulan karar tasarısını oybirliği ile kabul etti. Kararda, Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırıları, “uluslararası hukuka ve denizcilik kurallarına aykırı” olarak nitelendirildi. Karar, ticari gemilerin seyrüsefer haklarına saygı duyulması gerektiğine vurgu yaptı. Ayrıca, Husilerin saldırılarına destek veren kişilerin ve kuruluşların da yaptırımlara tabi tutulacağı belirtildi. Ayrıca karar, Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarına karşı BM’nin aldığı en güçlü yaptırım kararı olarak değerlendiriliyor.

Yemen’deki İran destekli Husiler, Kızıldeniz’deki saldırılarının acilen sonlandırılmasını isteyen karar tasarısının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilmesini “siyasi oyun” olarak değerlendirdi.

2023 yılı sonunda başlayan ve 2024 yılı başında da hala devam eden çatışmalarda iki tarafın da maddi hasarları mevcuttur. Husiler, bu saldırılarda şimdiye kadar 10’dan fazla ticari gemi ve petrol tankerini hedef aldı. Bu saldırılarda herhangi bir can kaybı yaşanmadı, ancak gemilerde maddi hasar meydana geldi. Bu yazılar kaleme alınırken bile Husiler gemi ve tankerlere saldırıyor, ABD ve İngiliz hükümeti Yemen’i bombalamaya devam ediyor. Husiler 5 mensubunun can kaybı yaşadığını belirtti.

Lübnan, Mısır, Umman, Ürdün, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan Yemen’de yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ettiklerini ve derin endişe duyduklarını ifade ettiler. Irak, Yemen’in ABD ve İngiliz uçakları tarafından bombalanmasını kınadı. Lübnan’da bulunan İran destekli Hizbullah hareketi ve Hamas ve Filistin İslami Cihad Örgütü gibi Filistinli gruplar, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e düzenlediği saldırıyı “bariz bir saldırı” olarak nitelendirdi ve kınadı.

Hamas’tan yapılan açıklamada, saldırının “Yemen’in egemenliğine ve bölgenin güvenliğine yönelik bir tehdit” olduğu belirtildi. Açıklamada, “Bu saldırı, İsrail işgalini korumak ve Filistin halkına ve Arap coğrafyasına karşı işlenen suçları örtbas etmek için düzenlenmiştir. Bu saldırının yansımalarından Washington ve Londra sorumludur” denildi. İslami Cihad’dan yapılan açıklamada ise, saldırının “Batılı sömürge ülkelerinin Filistin’deki askeri kışlaları için sağladığı askeri koruma bağlamında” düzenlendiği belirtildi. Açıklamada, “Bu saldırı, Gazze’de Filistin halkına karşı soykırım savaşı yürüten ABD yönetimini doğruluyor. Sonunda galip gelecek olan Filistin halkının direnişi olacaktır” denildi. Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa Bergusi de yaptığı açıklamada, saldırıyı “bariz ve haksız bir saldırı” olarak nitelendirdi. Bergusi, “Bu saldırı, bölgenin güvenliğine ve istikrarına yönelik bir tehdittir. ABD ve İngiltere, bu saldırıdan sorumludur” dedi.

Yemen hükümeti, uluslararası toplumun Yemen’deki duruma yönelik bazı politikalarının Husilerin güçlenmesine katkıda bulunduğunu savundu. Hükümetin açıklamasında, Kızıldeniz’in güneyindeki askeri tırmanışın uluslararası seyrüseferi olumsuz etkileyebileceğinden büyük endişe duyulduğu belirtildi. Hükümet, uluslararası toplumun Husilerin hayatta kalmasına ve mevcut kontrolünün güçlenmesine katkıda bulunan politikalar izlediğini savundu. Bu politikaların Husileri bölge güvenliğine tehdit oluşturan daha düşmanca eylemlerde bulunmaya teşvik ettiğini ifade etti. Hükümet, uluslararası toplumu Yemen’deki duruma ilişkin politikalarını gözden geçirmeye ve Husilerin güçlenmesini önlemek için adımlar atmaya çağırdı. Yapılan açıklamalarda, ABD ve İngiltere’ye saldırıları durdurmaları ve bölgenin güvenliğine saygı duymaları çağrısı yapıldı.

Guterres, 14 Ocak 2024’te yaptığı açıklamada, “Kızıldeniz’deki gerilim, bölgenin güvenliği ve istikrarı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası hukuku ihlal ediyor ve küresel tedarik zincirlerinin güvenliğini tehlikeye atıyor. Kızıldeniz’deki gerginliği düşürmek ve bölgenin güvenliğini sağlamak için tüm tarafların iş birliği yapması gerekiyor” dedi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıları “kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve tüm tarafları durumu daha da kötüleştirebilecek adımlardan kaçınmaya çağırdı. Guterres, BM Güvenlik Konseyi’nin Husilere acilen saldırıları durdurma çağrısı yapmasını istedi.

ABD’nin liderliğindeki koalisyon, Husilerin saldırılarını durdurmayı başarabilirse, bölgedeki güvenliği sağlamaya yardımcı olabilir. Ancak, koalisyonun başarısı, Husilerin İran’dan aldığı desteğin kesilmesi ve bölgedeki diğer güçlerin de iş birliği yapmasına bağlı olacak. Bu yeni girişimle birlikte, ABD’nin Ortadoğu sularında askeri varlığı daha da genişlemiş ve güçlenmiş olacak.

Yemen’deki iç savaş, İran ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle devam ediyor. Bu durum, savaşın daha da büyümesine ve bölgenin istikrarını tehdit etmesine neden oluyor. İran, Şii Husi milislerini desteklerken, Suudi Arabistan ise Yemen hükümetini destekliyor. Bu iki ülkenin rekabeti, Yemen’deki çatışmayı daha da şiddetlendiriyor bu durum akıllara Suriye örneğini getirmektedir. Suriye’deki iç savaş da İran ve Suudi Arabistan’ın mücadelesinin bir yansımasıydı. Bu savaş, milyonlarca insanın ölümüne ve yerinden edilmesine neden oldu. Yemen’deki savaşın da benzer bir seyir izlemesi endişe yaratıyor. Savaşın uzaması, bölgedeki insani krizi derinleştirecek ve istikrarsızlığı artıracak. Bu gelişmeler “yeni kurban Yemen mi?” sorusunu akıllara getirmektedir.

ABD, 30 Ağustos 2021’de Afganistan’dan çekilmesinin ardından Ortadoğu’dan çekilme politikasını uygulamaya koymuştu. Ancak, bu politika çok uzun sürmedi. ABD, 2023’ün sonundan itibaren Ortadoğu’da yeniden aktif bir rol oynamaya başladı. ABD’nin bu kararı, bölgedeki devletleri tedirgin etti. ABD’nin yeniden Ortadoğu’da aktif olması, bölgesel dengeleri değiştirebilir ve yeni çatışmalara yol açabilir. Bazı uzmanlar, ABD’nin Ortadoğu’da yeniden aktif olmasının, Rusya ve Çin’in bölgedeki etkisini azaltmak için bir hamle olduğunu değerlendiriyor. Ancak, bu hamlenin bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı da belirtiliyor.

Son olarak Yemen’deki iç savaşın nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini korumaktadır ancak savaşın İran ve Suudi Arabistan’ın rekabetinin bir yansıması olduğu açık. Bu rekabetin devam etmesi, savaşın daha da büyümesine ve bölgenin istikrarını tehdit etmesine neden olabilir. ABD’nin Ortadoğu’da yeniden aktif olması da bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilir. ABD’nin bölgedeki rolü, bölgedeki dengeleri değiştirebilir ve yeni çatışmalara yol açabilir. Yemen’deki savaşın ve ABD’nin Ortadoğu’daki yeniden varlığının bölgesel istikrar için ciddi tehditler oluşturduğu söylenebilir.

                                                                                                                                                  -BERKAN YAYLA

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.